Dünyaca ünlü keman virtüözü Alexander Markov’un
Huzur dolu Kıbrıs günleri

Yaşayan en iyi keman virtüözlerinden Alexander Markov, 4. Uluslararası Kuzey Kıbrıs Müzik Festivali kapsamında sergilediği iki muhteşem performansla Kıbrıs izleyicisi üzerinde unutulmayacak bir etki bıraktı. Kuzey Kıbrıs ziyaretlerini iş olarak değil, eğlence ve tatil olarak gördüğünü belirten vitüöz, KTHY’le uçmaktan büyük keyif aldığını söylemeyi de ihmal etmedi.

 

Kıbrıs’a daha önce de geldiniz. Burada kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
Kıbrıs huzur dolu, çok güzel bir ada. Bunun yanında, her sene yapılan müzik festivali, adanın ihtiyaç duyduğu müzikal etkinlikleri sunması açısından beni çok mutlu ediyor. Bu nedenle, Kuzey Kıbrıs’ta yapılan kültürel etkinliklere kendi açımdan olabildiğince katkıda bulunmak istiyorum.

Profesyonel amaçlarınız dışında, burada olmaktan mutlu musunuz? Kıbrıs’ta bir rutininiz oluştu mu?
Kıbrıs, rahatlamak ve derin bir nefes alıp yavaşlamak için harika bir yer. Ancak bu yıl, özel bir etkinlik nedeniyle farklı bir heyecanımız, dolayısıyla farklı bir hızımız vardı. Bu sene, klasik repertuara sahip solo resitalimin yanında, bir de James Remington’la birlikte bestelediğimiz “Rock Concerto” çaldık. Bu sıkı çalışma gerektirmesine rağmen benim için tatlı bir telaştı çünkü festivalin, tutucu bir tutumdan ziyade bu tür yenilikçi fikirlere açık olması beni ayrıca heyecanlandırdı. Zaten bu eseri bugüne kadar Kuzey Kıbrıs dışında bir kez ABD’de, bir kez İsrail’de, birkaç kez de Türkiye’de sahneledik. Festivalin direktörü Halil Kalgay, festivali sadece sürdürmek değil geliştirmek için yüreğini koymuş bir kişi, dolayısıyla yeni fikirle çok açık. Bu festivali gerçekleştirmek için üzerine aldığı ağır yük ve sıkı çalışmasından son derece etkileniyorum.

BELLAPAIS’İN MÜZİKAL HİSSİ
Festivale hemen hemen her yıl katıldınız. Festivalin ilk yılları ile bugünkü konumunu karşılaştırabilir misiniz?
Festivalin hızlı bir gelişim gösterdiğini ve önümüzdeki yıllarda da bu özelliğini koruyacağını düşünüyorum.

Peki Kuzey Kıbrıs izleyicisi hakkındaki yorumlarınız?
Çok hevesli bir izleyici. Açık fikirli insanlar. Burada, bu insanlarla olmayı seviyorum. Her sene tekrar tekrar buraya gelmemin ardında yatan neden de budur.

Bellapais Manastırı’nda çalmak sizin için nasıl bir duygu? Tarihî atmosfer siz nasıl etkiliyor?
Bellapais Manastırı son derece güzel bir yer; ayrıca çok romantik. Akustiği, özellikle solo enstrümanlar için veya belki az sayıda enstrümandan oluşan bir oda orkestrası için mükemmel. Tarihî önemi ve güzelliğinin yanı sıra, manastırın müzikâl hissi olağanüstü. Bu, solo keman çalarken bana inanılmaz zevk veriyor.

Konser verdiğiniz yerler arasında hangi mekânlar favoriniz?
İçtenlikle söylüyorum ki Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’ı çok seviyorum. İnsanlar çok canayakın, konserlere gelmekten hoşlanıyorlar. Hevesli ve açık fikirliler; bu benim için çok önemli. Kendi adıma, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs izleyicisinden çok şey öğrendim. Her şey öylesine doğal ki, siz de sanatçı olarak kendinizi rahat hissediyorsunuz.

ELEKTRONİK KEMAN
Genç müzisyenlerin performanslarını dinlemeye önem verdiğinizi biliyoruz. Kıbrıs’ta genç yeteneklere rastladınız mı?
Maalesef, bu yıl olmadı. Ancak geçen yıl, DAÜ öğrencileri ile bir master sınıfı yapmıştık. Bradaki öğrenciler çok hevesli müzisyenler. Yeni fikirleri ve olanakları dört gözle bekliyorlar. Bir alanda gelişmek ve hırslanmak için, bir şeyleri özlememiz gerektiğini düşünüyorum. Her şeye sahip olduğumuzda, keşfedecek ve peşine düşecek hiçbir şey kalmıyor. Batı’da birçok iyi öğretmen var; ancak burada koşullar farklı. Ben bu kişilere, peşine düştükleri fikir ve olanakları sunabilmekten mutluluk duyarım.

“Rock Concerto” eserinizi yüzlerce kişiyle birlikte izledik. Bize bu eser hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?
Rusya’dan Amerika’ya taşındığımızda, iki şeye âşık oldum: Rock’n’roll ve kızlar. Rock’n’roll’u öyle sevdim ki sadece dinleyicisi değil bir parçası olmak istedim. Sonuç olarak, James Remington ile bir araya geldik ve benim için altı telli, muhteşem bir elektronik keman tasarladı. Eğer ben violinist isem, kemanı neden geliştirmeyeyim diye düşündüm. Bu şekilde, kemanı rock’n’roll’a adapte ettik. Dünya üzerinde başka eşi olmayan bu kemanın patentini de aldık. Daha sonrasında ise, benim klasik tecrübemi rock müzik ile birleştirme fikri doğdu. Bu bakımdan, Rock Concerto biraz da benim hayatımla paralel. Kısmen klasik, kısmen de hard rock veya metal.

Bir Rock Concerto bestelemekteki amacınız neydi? Eserin bir mesajı var mı?
Genç dinleyicileri klasik müzik dünyasına çekmek için bir şeyler yapmak istedim; onlar üzerinde bir etki yaratacak, onları sarsıp uyandıracak son derece değişik bir şey. Müziksel olarak, Rock Concerto’nun devrimci bir yapısı var. Klasik müzik çalarken yüzyılların geleneğini takip etmek zorundasınız. Sadece, yorum çalabilmek için kısıtlı bir serbest alanınız vardır. Yine de, bestecinin hislerine itaat etmek zorundasınız. Ancak, Rock Concerto’da müzik orijinal. Kulağa hoş geldiği sürece istediğinizi yapabilirsiniz. Kendinizi yüzde yüz ifade edebilirsiniz. Rock Concerto, aslında müzikal bir yolculuk. İnsanlar, sadece 50 dakika müzik dinlemeye gelmekle başka bir dünyaya giriyorlar. Daha ilk dakikadan onların dikkatini yakalayıp onları başka bir dünyanın kapılarını göstermek istiyorum. Eserin ardındaki fikir temel olarak budur.

Rock Concerto’yu daha önce nerelerde sahnelediniz?
Aslında, Rock Concerto son derece yeni bir proje. Prömiyeri sadece iki ay önce Amerika’da yapıldı. Ama esas olarak Türkiye’de sahnelendi; İzmir, Bursa, İstanbul ve Eskişehir’de. Bir de İsrail’de sahne aldık. Sanırım en kalabalık izleyici kitlesi, İstanbul AKM’de oldu. Ancak, Kıbrıs’ta küçük bir talihsizlik yaşadık. Salamis Antik Tiyatrosu’nda yapılması planlanan ve duyurulan gösteri, yağmur nedeniyle DAÜ Spor Salonuna taşındı. Dolayısıyla beklediğimiz kadar izleyici ile buluşamadık.

TUTARLI VE KARARLI BİR FESTİVAL
Keman için yapılan en zor bestelerden biri olarak gösterilen Paganini’nin 24 Kapris’ini tek bir resitalde ardı ardına çalabilen birkaç virtüözden birisiniz. Bu olağanüstü performans, azimli bir çalışmanın mı, yoksa besteciye duyduğunuz hayranlığın mı sonucu?
Her ikisi de. Küçüklüğümden beri Paganini’nin imgesi beni büyülemiştir. 24 Kapris içinse, kariyerimin başında New York’ta bir konser verme şansına eriştim. Babam, alışılmış bir dizi sonat yerine son derece etkileyici ve çarpıcı bir şey yapabileceğim fikrini verdi. Ciddi bir çalışma içine girdim ve sonuç olarak resital çok dikkat topladı. 24 Kapris, Bruno Monsaingeon’un yönetmenliğinde filme çekildi ve bir hafta önce DVD formatında dünya çapında satışa sunuldu.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Kuzey Kıbrıs’ta müzik festivali organizasyonu ile üstlenilen yoğun çabadan son derece etkilendiğimi vurgulamak istiyorum. Böyle bir festivalde yer almaktan çok mutluyum. Avrupa’da birçok organizasyon bünyesinde konserler veriyorum. Bir ya da iki yıl sonra bu organizasyonlar genellikle yok olup gidiyor. Ancak burada durum tam tersi. Festivalin tutarlı ve kararlı tutumu sayesinde, her sene ilgi artıyor; bu da beni umutlandırıyor. Bu etkinliğin büyümesini izlemekten mutluluk duyuyorum. Bu nedenle buraya gelmeyi sürdüreceğim.


-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
007 MARKOV... ALEXANDER MARKOV
Uzun uçak yolculukları ile nasıl baş ediyorsunuz?
Seyahat etmeyi seviyorum ve yolculuklarda kendimi rahatlamış hissediyorum. Uyuyorum veya kimi zaman okuyorum. Aktarma olmadığı sürece uzun uçuşları seviyorum. Aktarmalarda saatlerce havalimanında beklemek zorunda kalabiliyorsunuz ve esas sıkıcı olan da bu.

Kıbrıs’a gelmeyi sevdiğinizi söylüyorsunuz. Hiç KTHY ile uçtunuz mu?
Elbette uçtum. Üstelik seyahatim son derece güzel geçti. KTHY’den çok memnun kaldığımı belirtmek isterim.

Seyahatlerinizde başınızdan geçen ilginç bir olay var mı?
Olmaz mı! Çok yolculuk yaptığım için birçok ilginç durumla karşılaşıyorum. Ancak size bir KTHY uçuşumda başımdan geçenleri anlatayım. Bir keresinde, Kıbrıs’tan dönüş uçağıma çok geç kalmıştım. Elimde çantalarımla koşturmaya çalışırken bir anda görevliler geldi. Hemen elimdeki eşyaları aldılar ve beni alana hiç sokmadan, doğrudan piste götürdüler. Pistten de direk uçağa aldılar. Kendimi James Bond gibi hissetmiştim.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yaşayan Efsane
Moskova’da doğan Alexander Markov, ünlü bir virtüöz olan babası Albert Markov ile küçük yaşta keman derslerine başladı. Sekiz yaşına geldiğinde orkestralarda solist olarak konserlere çıkıyordu. 14 yaşında ünlü keman virtüözü Jascha Heifetz’ten, kendisiyle çalışmak üzere teklif aldı. Uluslararası Paganini Keman Yarışması’nın antın madalyalı birincisi, gelmiş geçmiş en ünlü keman virtüözlerinden Lord Yehudi Menuhin onu şöyle tarif ediyor: “Şüphesiz, en parlak ve ahenkli violinistlerden biri.”

Aslı Özgen ile birlikte

(Caretta Dergisi / 2007)

başa dön

.

> yazılar

> fotoğraflar

> çalışmalar

> özgeçmiş

> linkler

> iletişim

> ana sayfa

> spor  > deneme  > tarih  > kitap notları  > çeviriler  > sektörel  > gezi  > kültür&sanat  > söyleşi
© burçin tuncer