Turizmin yeni adresi:
BAFRA

KKTC’nin doğu sahillerinde yer alan Bafra, bundan birkaç yıl önce “turizm kalkınma alanı”
ilan edildiğinde birçok kimse yaşanacak gelişmelerden haberdar değildi. Oysa şimdi görülüyor ki, yüzlerce yıl sessizliğini koruyan bölgede yükselen 5 yıldızlı tesisler, önümüzdeki on
yıllarda turizmin yeni adreseni belirleyecek.

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, son yıllarda hiç olmadığı kadar büyük değişimler geçiriyor. Ülkenin dört bir yanında inşaatların yükseldiği göze çarparken, bu inşaatlar ekonomiyi hiç olmadığı kadar canlandırıyor. Yeni yollar yapılıyor, eski yollar genişletilip bakımdan geçiriliyor; enerji altyapısı yenileniyor ve kapasiteler artırılıyor; kısacası, uzun yıllar âtıl kalan ülke ekonomisinin büyük bir hareket yaşadığı gözleniyor. 
Ancak yaşanan bu ekonomik gelişme, büyük oranda Girne ve Lefkoşa merkezli şekilleniyor. Adanın doğu kısmı ise, yüzlerce yıldır olduğu gibi “âtıl” kalmaya devam ediyor. Ancak bu atalet, önümüzdeki eylül ayında yerini “harekete” bırakacak. Zira Kuzey Kıbrıs’ın ekonomik ve sosyal kalkınmasına bütünlük kazandırmak ve nispeten geri kalmış bölgeleri canlandırmak maksadıyla oluşturulan projelerden biri olan “Bafra Turizm Yatırım Alanı”ndaki ilk otel, 2006 Eylül ayında hizmete giriyor.

Bafra adı, marka olacak
Bafra Turizm Yatırım Bölgesi, KKTC’nin doğusunda, Çayırova ile Bafra köyleri arasındaki 9 km’lik sahil bandında ve gerisinde yer alan, 1988 yılından beri yarım halinde duran Bafra Tatil Köyü’nü de içeren bin 106 hektarlık araziyi kapsıyor.
Kuzey Kıbrıs ekonomisini canlandırmak ve kalkınmayı yurt sathına yaymak amacıyla Turizm Bakanlığı tarafından oluşturulan proje, Şehir Planlama Dairesi ile Turizm Planlama Dairesi tarafından hazırlanmış. 11 adet turizm yatırım alanını içerecek şekilde planlanan Bafra Turizm Yatırım Bölgesi’nde, yönetim merkezi, spor alanları, kamp alanları, yeşil alanlar ve yeni yollar oluşturulacak.
Karpaz Yarımadası üzerindeki yatırım bölgesi, Türkiye hükümeti ile KKTC hükümeti arasında imzalanan protokol sayesinde turizm yatırımlarının teşvik edilmesiyle ivme kazanmış. Bu protokole göre, alt yapı yatırımlarını Türkiye’nin üstlendiği alanda Türkiyeli turizm yatırımcılarına yönelik teşvikler getirilmiş.
Yıllık yüzde 10 faizle, iki yıl ara ödemesiz ve toplam 7 yıl içinde geri ödenmesi koşuluyla, yüzde 40 öz kaynak ve yüzde 60 kredi sistemiyle, teminat ve ipotek verilerek sağlanan yatırım teşvikleri de, turizm yatırımcılarını bölgeye çekmeye yetmiş.
Bafra sahilindeki bu alanda yatırım yapmaya niyetlenen Türkiyeli firmalar, “Bafra Turizm Alanı Kalkındırma ve Geliştirme Merkezi” bünyesinde biraraya gelerek kendi projelerini oluşturmuşlar.  Merkezin başkanlığını üstlenen turizm yatırım uzmanı Gürel İnan, proje için Bafra’nın seçilmesinin nedenini, “Girne bölgesinin turizm açısından fazlasıyla yoğunlaşması”na bağlıyor.
Girne’nin casino ve gece kulüpleriyle öne çıktığını, ama turizm için gerekli olan aslî unsurların “tabiat, kültür ve tarih” olduğunu söyleyen İnan, “Girne bölgesi, Kıbrıs’ın özelliğini, yaşam tarzını gösteremediğimiz bir alan haline geldi. Dolayısıyla Girne bizim açımızdan cazibesini yitirmeye başladı. Kuzey Kıbrıs turizminin bir atılım yapabilmesi, yeni destinasyonları gerekli kılıyordu. Bafra bölgesi günümüze kadar doğal güzelliğini koruyarak geldiğinden, buraya yapılacak altyapı yatırımları ve daha önceki deneyimlerimizle Bafra’yı yeniden planlayarak turizme açabiliriz diye düşündük”, diyor.
Bafra’da turizm için gerekli olan her şeyi bulduklarını söyleyen İnan, bölgenin birkaç yıl içinde bir marka haline gelebileceği fikrinde: “Bafra bana göre, değil Kıbrıs’ın, Akdeniz’in bir numaralı tatil beldesi olarak bir marka haline gelecek.”

Kongre ve spor turizmi
Bafra’nın, yazın güneş turizmiyle, kışın spor ve kongre turizmiyle yaz-kış hizmet vererek bir doygunluğa ulaşan Türkiye’nin Akdeniz kıyılarına da bir alternatif olabileceği söyleniyor. Tur operatörlerinin pazarlayacak yeni merkezler aradığını söyleyen İnan, Kıbrıs’ın ikliminin 12 ay turizm yapmaya müsait olduğunu hatırlatıyor: “Türkiye’nin Akdeniz sahillerindeki bütün oteller, 15 yıldır kongreciler tarafından en az 2-3 defa kullanıldı. Dolayısıyla operatörlere yeni kongre merkezleri oluşturmak gerekiyor. 12 ay rahatlıkla kullanılabilcek bir iklimi olan Kıbrıs bu noktada da önem kazanıyor.”
Bafra turizm merkezinde, 11 adet 5 yıldızlı turistik tesis yer alıyor. Bu tesisler de, sadece Bafra’nın kumunu ve güneşini pazarlamaya yönelik olarak planlanmamış. Otellerin içerisinde yer alan büyük kongre merkezleri, tur operatörlerinin bu ihtiyacını karşılamak için düşünülmüş.
Bafra, kongre turizminin yanı sıra, spor, özellikle de futbol turizmi açısından fırsatlar sunuyor. Antalya’nın bu alanda kaydettiği mesafe, futbol turizminin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Futbol takımlarının yaz döneminde sezon öncesi hazırlık, kış döneminde de sezon arası kamplarını geçirmek için kullandığı Antalya, büyüklü küçüklü yüzlerce futbol takımına evsahipliği yapıyor.
Dünyanın önde gelen birçok futbol kulübünün hazırlık kampı için seçtiği Antalya, böylece şehir ekonomisine büyük bir canlılık getirirken, ülke tanıtımına da parayla ölçülemeyecek katkılar yapıyor. Zira bir futbol takımı kafilesi 30-35 kişiden oluşsa da, gazeteciler ve taraftarlarla birlikte bu sayı 1500-2000 civarına ulaşıyor. Elbette bu rakamlar takımların uluslararası alanda tanınırlık seviyelerine göre değişebiliyor.
Antalya’nın Türkiye için yarattığı bu değeri, Bafra’nın da Kıbrıs için yaratabileceği söyleniyor. Turistik tesislerin bu potansiyeli yakalayabilmek adına, futbol takımlarının tüm masraflarını üstlendiği, hatta üste para bile verdiği biliniyor. Gürel İnan, Bafra’daki tesis sahiplerinin benzeri bir uygulamaya gideceğini ifade ederek, “Bafra’ya bir Milan, Manchester United veya Bayern Munich’i getirdiğinizi düşünün. Bu takımların adını duyan diğer küçük takımlar da onlarla maç yapabilmek için bölgeye gelecektir. Tabii medya mensupları ve bu takımların taraftarlarını da hesaba katmak gerek. Çünkü taraftarlar hem takımlarının kamp dönemini, hazırlık maçlarını seyretmek, hem onlara yakın olmak, hem de keyifli bir tatil geçirmek için kulüplerin kamp yaptığı otelleri tercih ediyor” diyor.
Öte yandan, dünyanın değişik yerlerinden gelecek basın mensuplarının her gün ülkelerine geçtiği haberlerde, Bafra ve Kıbrıs adını da zikretmeleri söz konusu. Bu da, hem ülke, hem de bölge için parayla ölçülemeyecek büküylükte bir tanıtım kampanyası anlamına geliyor. Üstelik takımlarıyla birlikte bir kez adaya gelecek turistleri başka zamanlarda da buraya çekmek mümkün.

“Nuh’un Gemisi”, “Babil’in Asma Bahçeleri”nde
İlki bu yaz açılacak olan Bafra’daki otellerin bir başka önemli özelliği ise, bu otellerin her birinin bir konsepti olması. Bunlardan ilki olan ve 2006 Eylül’ünde hizmete girmesi beklenen Kaya Artemis Resort Otel, Artemis Tapınağı’nın birebir kopyası olarak tasarlanmış.
Devrinin en büyük tapınağı olan Artemis’in orijinali, İzmir’in Selçuk İlçesi’ndeki Efes Antik Kenti’nde yer alıyor. Dünyanın yedi harikasından biri olan tapınak, ilk kez M.Ö. 560-550 yılları arasında Lidya kralı Kroisos tarafından yaptırılmış. Tümüyle mermerden yapılan tapınağın zemini bataklık olduğundan, 3 metre yüksekliğindeki 13 basamaklı kaide üzerine oturtulmuş. M.Ö. 262 yılında istilâcılar tarafından yıkılan tapınaktan bugün geriye birkaç sütun dışında bir şey kalmamış.
1500 yatak kapasiteli Kaya Artemis Resort Otel’deki apart odalar ise Efes Vilları’ndan esinlenerek yapılırken, burada Efes’teki antik kütüphane binasının bir kopyası da inşaa edilmiş.
Bölgedeki bir diğer “dünya harikası” ise “Babil’in Asma Bahçeleri” konseptiyle inşaa edilen Limak Babylon Resort. Bugünkü Irak’ın güneyinde kalan Babil kraliyet sarayındaki bahçelerden esinlenen 1300 yatak kapasiteli otelin, 2008 yılında hizmete girmesi hedefleniyor. Kurulan özel bir sistemle Fırat Nehri’nin suyu pompalanarak yeşertilen Babil’in Asma Bahçeleri, şimdiye kadar varlığını sadece kitap sayfalarında sürdürüyordu. Dolayısıyla Bafra’da inşaa edilecek bu otelin, turistlerin özellikle ilgisini çekmesi bekleniyor.
Bafra turizm yatırım alanındaki temalı tesislerden bir diğeri, Nuh’un Gemisi mitolojisinden esinleniyor. 2008 yılında faaliyete girmesi hedeflenen 1250 yatak kapasiteli Noah’s Arc Resort, gemi şeklinde inşaa edilecek. Projesi biten turistik tesislerden diğeri, 1500 yatak kapasiteli Hotel Colesseum. Yine 2008 yılında turistlerin hizmetine sunulacak olan tesis, adından da anlaşılacağı gibi Colesseum şeklinde yapılacak. İtalya’nın başkenti Roma’nın simgesi haline gelen Colesseum biçiminde tasarlanan otelin de turistler tarafından ilgiyle karşılanacağı düşünüyor.

Direkt uçuşları zorlayacak
Bafra bölgesine yapılacak olan bu 5 yıldızlı turistik tesislerin toplam yatak kapasitesi 12 bin civarında olacak. Bu rakam bazı eklemelerle 15 bine kadar çıkabilecek. Bölgenin 2008 yaz sezonunda 9 bin yatak kapasitesine ulaşması hedefleniyor. KKTC’de mevcut 5 yıldızlı ve AB standartalarına uygun yatak sayısını 2 bin olduğu hesaplanırsa, 2 yıl içinde bu rakamın en az dört kat artacağı anlaşılıyor.
Yetkililer, “kitle turizmi” için bu rakamın yeterli olduğunda hem fikir. Dolayısıyla, bugüne kadar çok büyük kapasitelere sahip olmadığı için tur operatörleri tarafından fazla dikkate alınmayan KKTC, yakında dünya turizmi açısından da önemli bir nokta haline gelecek. Bu durum, Kuzey Kıbrıs’ın kendi kendini pazarlayan bir ülke olmasını sağlayacak.
Gürel İnan, buraya 14 bin nitelikli turistin gelmesinin bir başka anlamı daha olacağına işaret ediyor. “14 bin kitle turizmi açısından önemli bir rakamdır. Bu rakam, tur operatörlerinin Kuzey Kıbrıs’a direkt uçuşları zorlamasını sağlayacaktır. Biz yatırmıcılar olarak ülkeye direkt ulaşım sorununun çözüleceğini düşünüyoruz. Ekonomi, kendi sistemi içerisinde ulaşım sorununu çözecektir.”

6000 kişilik istihdam yaratacak
Bafra bölgesinde yapılacak bu tesisler, bugüne kadar kaderine terkedilmiş görünen adanın doğusuna canlılık getirecek. Zira Bafra’ya gelen turistlerin sadece burada kalmayacak; Karpaz Yarımadası “inanç turizmi” açısından da değerlendirilecek. Başta Saint Andreas Manastrı olmak üzere irili ufaklı birçok kiliseyi barındıran yarımadada, kültür turizmine hizmet edecek antik yapılar da bulunuyor.
Bafra Bafra Turizm Kalkınma Planı’nın bölgeye sunacağı bir diğer avantaj ise yaratacağı istihdam. Bölgede üç yıl sonra 7200 personele ihtiyaç duyulacak. Bu rakamın en az 6 bininin ise yöreden sağlanması gerekiyor. Çünkü bu tesislerin 6 bin personeli barındırması mümkün değil. Gürel İnan, “Evinden çıkıp gelen personelle yatakhaneden çıkırak gelen çalışanın performansı farklı olur” diyerek konuya başka bir açıdan daha yaklaşıyor.
Ortaya çıkacak bu işgücü ihtiyacını karşılamak için Eğitim Bakanlığı ile işbirliğinde bazı projeler de başlatılmış. Daha önce Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde uygulanan programların bir benzeri, şimdi meslek okullarında uygulanıyor. Gürel İnan, bu programlara katılacak kişilerin Kuzey Kıbrıs’taki ve Belek’teki mevcut tesislerde pratik eğitimlerini alarak turizm sektörüne hazır hale getirileceğini ifade ediyor.
Bu yıl açılacak olan Kaya Artemis Otel’in önümüzdeki günlerde 500 personel alacağını da ifade eden Gürel İnan, Kıbrıslı Türkler’in turizm sektöründe çalışmaya teşvik etmek gerektiğini düşünüyor. Zira bu 500 kişilik ihtiyaca şimdiye kadar bir kişi bile başvurmamış. “Kıbrıs’ta hizmet sektörüne biraz uzak duruluyor,” diyen İnan, hizmet sektöründe çalışmanın kötü bir şey olmadığını, üstelik kârlı olduğunu anlatmak gerektiğine inanıyor.

Pazarlama çalışmaları başladı
Bafra Turizm Bölgesi’nin şu andaki tek eksiği alt yapı. Üst yapının, alt yapıdan önce gittiği bölgenin alt yapı çalışmaları henüz tamamlanmamış. Ancak bu durumun da en kısa zamanda çözüleceği belirtiliyor.
2006 yaz sezonunda hizmete girecek Kaya Artemis’le birlikte aktif olarak faaliyete girecek bölgenin hedef ülkeleri ise Almanya ve Rusya. “Bafra Turizm Alanı Kalkındırma ve Geliştirme Merkezi” olarak bu ülkelerdeki fuarlara katıldıklarını ve ilk pazarlama denemesini de yaptıklarını söyleyen Gürel İnan, “KKTC Ekonomi ve Turizm Bakanlığı ile işbirliği içerisinde, Bafra’nın 2008’deki halini, hazırladığımız posterle sunduk. Aldığımız tepkiler çok olumlu oldu. Bize gelen tek soru, ‘Oraya ne zaman gelebileceğiz?’ şeklindeydi. Özellikle Alman ve İskandinav tur oparatörleri Bafra’yı büyük bir ilgiyle inceledi. Bu da gösteriyor ki, Bafra’daki temalı tesisler büyük ilgi görecek.”
Gürel İnan, mevcut iletişim ve ulaşım olanaklarının dünyayı küçülttüğünü, artık herkesin her yeri bildiğini vurgulayarak ekliyor: “Ama burası şimdiye kadar bilinmeyen, görünmeyen bir bölge. Üstelik tesislerde farklı temalar işleniyor. Bunun için ilgi büyük. Moskova’daki fuarda tur oparatörleri, hazırladığımız posterlere bile el koydu. Taleb çok yüksek. Ne olacağı belli.”
Kıbrıs’ın birçok Avrupa ülkesiyle ortak bir tarihi olması da pazarlama açısından kolaylık sağlayacak bir özellik. İngilizler’in yanı sıra İspanyollar’ın ve İtalyanlar’ın da adayla tarihî bağları olduğu biliniyor. Bu ülkeler de turizm yatırımcıları için büyük bir pazar oluşturuyor.
Tüm bu olumlu gelişmeler de gösteriyor ki, Bafra bölgesi birkaç yıl içinde köklü değişimler geçirecek. Kuzey Kıbrıs turizm açısından dünyadaki önemini artıracak, dolayısıyla ülkeye daha çok turist gelecek. Daha çok turist, daha fazla turizm yatırımcısını çekecek. Daha çok yatırımcının gelmesi de, ülke üzerindeki siyasî ve ekonomik baskıları gevşetecek. Bu kartopu bir kez yuvarlandıktan sonra ise, Kıbrıslı Türkler’in makûs talihi sonsuza dek değişecek.

 

(İnşaat 2006 / Nisan )

başa dön

> yazılar

> fotoğraflar

> çalışmalar

> özgeçmiş

> linkler

> iletişim

> ana sayfa

> spor  > deneme  > tarih  > kitap notları  > çeviriler  > sektörel  > gezi  > kültür&sanat  > söyleşi
© burçin tuncer