Kıbrıs aşk adası

Londra doğumlu Kıbrıslı Türk Eylem, Türkiye’de çıkardığı ilk albümü ‘Aman’ ile büyük bir başarı yakaladı. Sesiyle olduğu kadar dansları ve şovlarıyla da beğeni toplayan genç yıldız, yeni albüm hazırlıklarını, İstanbul günlerini ve Kıbrıs özlemini North Cyprus Magazine’e anlattı...

 

‘Aman’ albümün hem Türkiye’de, hem Kuzey Kıbrıs’ta büyük ilgi gördü. Bu ilk albümünle iyi bir çıkış yaptın. Müzik hayatına nasıl başladığını anlatabilir misin biraz?
Aslında tiyatro ve dans ile başladım bu işe; müzik sonradan geldi. Eğitimim de sahne sanatları üzerineydi zaten. Dört yıllık okulu iki yılda tamamladım. Bu eğitim sayesinde televizyondan tiyatroya kadar oyunculuğun her alanında çalıştım. Tiyatroda da ışıktan dekora kadar her şeyi öğrendim. Daha sonra ‘Steamy Knights’ isimli kız grubuna girdim, ama aynı zamanda bir ajansta da model olarak çalışıyordum. Mc Donalds ve Western Union gibi dünyaca ünlü markaların reklamlarında ve bazı dizilerde rol aldım. Bunların herbiri benim için çok büyük tecrübe oldu ve şimdi yaptığım işte bu tecrübelerin bana çok yararlı olduğunu düşünüyorum. Daha sonra Steamy Knights’tan ayrılarak kendi adımlarımı atmaya başladım. Altı şarkıdan oluşan bir demo kaydı yaptım. Bu şarkılarda Batı sounduna kendi öz müziklerimizi de katmak istedim. Çünkü bu müzik benim kanımda var.

Doğu müziği kanında olabilir ama, Londra'da daha çok R&B ve pop müzikle iç içeydin sanırım. Doğu müziği ile dinleyici olarak aran nasıldı?
Çok dinlerdim. Daha çok anneannemin dinlediği sanat müziği albümlerimiz vardı. İsimlerini bilmesem de şarkıları biliyor ve dinliyordum. Londra’da yaşasak da özümüzü ve bayrak sevgimizi kaybetmedik; dolayısıyla Türk kültürünü kaybetmedik. Bu kültürü, çocuk sahibi olduğumda kendi çocuklarıma da aşılamak istiyorum.

Peki Londra’dan ayrılıp Türkiye'ye gelmeye nasıl karar verdin?
Remzi adında, çok sevdiğim bir DJ arkadaşım benim şarkımı alıp remix yapmıştı. Şarkı İngiltere'de çalınıyordu. Daha sonra Kıbrıs'ta, İngiltere'deki bütün büyük DJ'lerin katıldığı bir festival gerçekleşti. Türkiye'den gelen birisi danslarla yaptığımız şovu gördü ve “Edirne'de festival var, gelir misiniz?”, diye sordu. Seve seve geleriz dedik ve Edirne'de çok güzel bir festival gerçekleşti. Daha sonra demomuzu alıp İstanbul'a gittik. Annem bana bu konuda çok yardımcı oldu ve orada bugüne kadar neler yaptığımı, hedeflerimi anlattı. Bu işe başlarken ben kendime inanıyordum; ama ailemin yaptığım işe saygı duyması ve arkadaşlarımın da bana inanması, beni daha güçlü yaptı. Aslında bu benim için bir takım çalışmasıydı.

Gördüğümüz kadarıyla albümün Türkiye’de çok tuttu. Senin gözlemlerin nasıl? Kıbrıs’tan ve İngiltere’den nasıl tepkiler aldın?
Albümden önce İngiltere'de bazı adımlar atmıştım zaten. Fakat Türkiye'de şarkı söylemek ilk başlarda benim için kolay değildi ve bu bana büyük bir heyecan verdi. Albümümde R&B ve soft pop önde olsun istedim. Ama şarkılarıma birçok tarzı katmak ve bunu vokallerimde de göstermek istedim. Sonuçta benim için her şey çok güzel oldu. ‘Aman’ şarkısını söyleyen insanlar görüyorum; o zaman dünyalar benim oluyor.

Bu albümü İngiltere’de yapsaydın, yine aynı şekilde mi olurdu?
Ben bu albümü çok seviyorum; çünkü bu tam bir ‘Eylem albümü’ oldu. Albümde kendime yakışırmadığımı hiçbirşey yok. İlerleyen zamanlarda bunu diğer albümlerimde de göreceksiniz. Kendimi yenileyeceğim ve albümlerimi sadece bir tarza bağlı kalmadan çıkaracağım.

Prodüktörler, albümlerde genelde müzisyenden çok daha fazla söze sahip olur. Sonuçta da onların istediği olur. Sen bu anlamda zorluk yaşamadın mı hiç?
Bu albümü aslında biz kendimiz yaptık. Annem ve babam Türkiye’de konuşmaları yaptıktan sonra, geri döndük ve çalışacağımız kişileri seçtik. Bütün altyapıları İngiltere’de kendimiz yaptık. Bana bu rahatlığı ailem verdi ve bu da yaptığım şeyin içime sinmesini sağladı.

Peki albüm İngiltere’de de yankı yaptı mı?
Albüm yasal olarak İngiltere’de satılmasa da satın alan çok kişi oldu. Aynı şey Almanya için de geçerli. Sadece Türkiye'de bandrollü satış yapıldı ama Almanya, İngiltere ve Kıbrıs’ta ciddi satış rakamları yakaladık. Bu benim için de hiç problem olmadı. İnsanların albümümü alıp dinlemeleri beni gerçekten çok mutlu etti. İngiltere, Almanya ve Kıbrıs'taki Türkler beni yalnız bırakmadı. Bu bana daha çok güç ve inanç verdi.

Bugünlerde bir ayağın İstanbul’da, bir ayağın hâlâ Londra’da ve tabii Kıbrıs’ta. Böyle, arada kalmış gibi yaşamak zor olmuyor mu?
Benim için her şey çok güzel. Uçaklarda uyuyorum ama yaşadıklarımdan mutluyum. Bu aralar İstanbul’a çok sık gidip geliyorum. Orada da bir evim var zaten.

Peki düzenli olarak sahneye çıktığın yerler var mı?
Düzenli olarak sahneye çıktığım bir yer yok, ama haftasonları mutlaka konserim oluyor. Almanya'da çok konserlerim oldu bu aralar. Orada bana karşı çok büyük bir sevgi var.

Londra’da doğup büyüdüğün için İngilizce aksanın Türkçe’nden çok daha düzgün. Ama konuşurken yaşadığın zorlukları şarkı söylerken pek yaşamıyorsun...
(gülüyor) Bu durumu biz de anlayamadık. Şarkı söylerken dilimi çok daha rahat çevirebiliyorum. İki dilim ve üç aksanım var. İngilizce, Kıbrıslı Türk aksanı ve Türkiye aksanı. Ama İstanbul'da kalmamın çok yararını gördüm. Çok soru soruyor ve yeni yeni cümleler kuruyorum. Kelimelerin anlamlarını öğreniyor ve dağarcığımı genişletiyorum. 10 aydır İstanbul'a gidip geliyorum ve bu sürede kendimde çok gelişme gördüm. Ama ben aklıma taktığım şeyi yaparım; Türkçem çok daha güzel olacak.

İstanbul'da konuştuğun insanlar Kıbrıslı Türk olduğunu anlıyor mu hemen?
Azerbaycanlı zannediyorlar genelde. Kıbrıslı Türk olduğumu söyleyince, “Hellim çok güzel”, diyorlar. (gülüyor)

Sana Kıbrıs’la ilgili neler soruyorlar?
Karşılaştığım insanların çoğunun ya kendisi ya da ailelerinden biri mutlaka Kıbrıs’a gelmiş oluyor. Yani birçok insan biliyor Kıbrıs'ı. Ama yemeklerimizi bilmedikleri için en çok onu merak ediyorlar. Ben de anlatıyoru. Kıbrıs’ın her yeri ayrı güzel; neresini anlatsam bilemiyorum. (gülüyor)

Peki Kıbrıs senin için ne ifade ediyor?
Özümü, geldiğim yeri ve kalbimin attığı yeri ifade ediyor. Bu topraklar çok kıymetli. Kıbrıs insanı çok sevgi dolu. Anneannem, bu adanın aşk adası olduğunu, sevgi, güzellik ve mutluluk adası olduğunu söylerdi. Ben de öyle düşünüyorum. Kıbrıs, aşk adası!

İkinci albüm için hazırlıklara başladın mı?
İstanbul'da çok güzel sözler yazdım; iş stüdyoya girmeye kaldı. Şarkıların çoğunu İstanbul’da yazdığım için bu tam bir İstanbul albümü olacak.

Türkiye’de adettendir, her albüme bir Sezen Aksu şarkısı koyulur. Senin albümünde de olacak mı Sezen Aksu’dan bir şarkı?
Sezen Aksu benim için birtanedir. Evet, gönlümde yatıyor; muhtemelen bir şarkı alacağız. Ama bu albümde başka sürprizler de var. Birçok yenilik olacak.

Son olarak dergimiz North Cyprus Magazine’i nasıl bulduğunu soralım?
Dergiyi çok güzel ve başarılı buldum. Her yaşa hitap edecek bir dergi olmuş. Moda sayfaları, ropörtajlar, her şey gerçekten çok güzel olmuş. Çok trendy bir dergi yapmışsınız. Başarılarınızın devamını diliyorum. 

 

(North Cyprus Magazine / Haziran 2007)

başa dön

.

> yazılar

> fotoğraflar

> çalışmalar

> özgeçmiş

> linkler

> iletişim

> ana sayfa

> spor  > deneme  > tarih  > kitap notları  > çeviriler  > sektörel  > gezi  > kültür&sanat  > söyleşi
© burçin tuncer