KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer
İnşaat sektörü bizim için çok önemli
İnşaat sektöründe son yıllarda yaşanan patlama, KKTC ekonomisinde büyük bir
canlılık yaratırken, altyapı açısından da birçok sorun doğurdu. Ancak hükümet cephesinde
bu sorunların çözümü için hummalı bir çalışma göze çarpıyor. KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer de, yoğun çalışma temposu içerisinde bize zaman ayırarak inşaat sektörü ile ilgili gelişmelerin hükümet kanadında nasıl yankı bulduğunu ve sorunlara getirilen çözüm projelerini anlattı.
Sayın Başbakanım, inşaat sektörü genel olarak ekonomilerin motor sektörü olarak bilinir. Hükümetinizin inşaat sektörüne bakışını öğrenebilir miyiz?
Kuzey Kıbrıs’ta inşaat sektörüyle birlikte ülke ekonomisini büyük ölçüde etkileyen çok önemli bir devinim doğdu. Biz inşaat sektörünü sadece ülke ekonomisine katkısı bakımından önemli bulmuyoruz. Gerek altyapı yatırmıları ve gerekse en temel ihtiyaçlardan olan barınma ihtiyacını karşılamak açısından da önemli sosyal fonksiyonları yerine getiren bir sektör olarak görüyoruz. Bu bakımdan inşaat sektörüne gereken önemi ve ağırlığı gösteriyoruz. İnşaat sektörünün aktivitesi ile onlarca sektör harekete geçiyor. Dolayısıyla da katmadeğer üretimine büyük katkı sağlıyor.
Kuzey Kıbrıs inşaat sektörü birkaç yıl önce çok büyük bir patlama yaşadı. Özellikle Annan Planı ile birlikte insanlar ellerindeki arsaları yatırım amaçlı kullanmaya başladılar. Ancak son dönemde bu sürecin yavaşladığını gördük. Hükümet olarak bu durumu bir gerileme olarak mu değerlendiriyorsunuz, yoksa inşaat sektöründe taşların yerine oturmaya başladığını mı düşünüyorsunuz?
Bence inşaat sektöründeki bu gelişme, kendi rutini içinde devam etmektedir. Bu süreçte özellikle yabancıların mülk almasıyla tek başına öne çıkmıştı. Halbuki sektörün bu büyümesinde yatırımların, turistik tesislerin ve diğer inşaat projelerinin de önemli payı var. Yine insanlarımızın, kendi ev ihtiyacı için yaptığı bireysel inşaatlar var. Dolayısıyla inşaat sektörü kendi devinimini devam ettirmektedir. Elbette yabancılara mal satışı önemli bir unsurdur ama bu unsur tek başına inşaat sektörünü büyük ölçüde büyüten faktör değildir. Bahsettiğim unsurlar da inşaat sektörünün gelişmesine etki ediyor. Turstik tesislerin yatırımı, yeni fabrikaların açılması, yeni yatırım alanlarının belirlenmesi, dükkân ve ev ihtiyaçları için yatırımların harekete geçmesi son derece önemlidir. Şu anki mevcut durumda bir gerileme görmüyoruz.
Peki emlak piyasasında bir durgunluktan söz etmek mümkün mü?
Emlak piyasası da olağan süreci içerisinde ilerliyor. Bir kısım emlaklarda belli bir doygunluk söz konusu; bu doygunluk da belli bir zaman sonra kendi ritmi içerisinde gelişecektir. Ancak her zaman bir ‘big-bang’ beklenemez. Evet bir ‘patlama’ olmuştur ama onun akabinde, belli bir istikrara oturmuştur sektörü. Bundan sonra da istikararlı bir şeklide ilerlemesi devam edecektir.
YABANCILAR GÜVENLE MÜLK EDİNEBİLİR
Sizin de bahsettiğiniz gibi, inşaat sektörünün önemli hedef kitlelerinden biri yabancılar. Fiyatların ucuz olması, çözüm beklentileri gibi konular, yabancıları Kuzey Kıbrıs’a çekiyor. Ancak birtakım problemlerin yaşanması yabancıların bu talebinin nispeten düşmesine neden oldu. Yabancıları Kuzey Kıbrıs’a teşvik etmek için projeleriniz var mı?
Elbette var. Ancak bunun adadaki genel çözümle bağlantısı olduğunu kimse göz ardı edemez. Kaldı ki Kıbrıs Rum kesimi, tek taraflı gasp ettiği Kıbrıs Cumhuriyeti avantajını kullanarak, tüm dünyada bir karşı kampanya sürüdürüyor. Aynı zamanda lobi çalışmaları, medyaya yaptığı yalan dolan girişimler ve tanınmış devlet avantajını kullanıp yaptığı hukukî saldırılar, olumsuz piskolojik unsurlar yaratmaktadır. Ancak bu unsurların hepsi gelip geçidir. Nitekim bizim mal tazmin yasasını çıkarmamız, uluslararası kamuoyunda pozitif bir etki yaratmıştır. Kıbrıs Rum tarafı buna bağlı olarak Kuzey Kıbrıs’a moratoryum uygulanması çerçevesinde bir öneri götürmüştür. Ama bu öneri Delegeler Komitesi tarafından reddedilmiştir. İnşaat sektöründe moratoryum uygulamsının reddedilmesi gerçeğinden sonra Kıbrıs Rum kesimi, akıl dışı bazı davranışlara girmiştir. Nitekim Güney Kıbrıs’a geçen önce iki İngiliz’i tutuklama, şimdi de barikatlarda arabaların aranarak, arabasında proje, plan ya da herhangi bir belge bulunduranları tutuklama yoluna giderek, Delegeler Komitesi’nde kaybettiği pozisyonu, piskolojik faktörler kullanarak yeniden gündeme getirmeye çalışıyorlar. Gerekçeleri ise “siz Rum malları üzerine ev yapıyorsunuz”. Bazı Kıbrıs Türk mimar ve mühendislerin aynı gerekçelerle Güney’e geçerken tutuklandığını görüyoruz. Bu, onların telaşını göstermektedir. Ancak biz yılmadan yolumuza devam edeceğiz. Yabancılar gönül rahatlığıyla bu ülkeden ev alabilir. İnsanımız da evini yapmaya devam edebilir.
Yine yabancı yatırımcıları ülkemize teşvik etmek için de birtakım projeleriniz var sanırım...
Yabancı yatırımcılar için her yönüyle teşvik edeci planlarımız var. Bu, konunun farklılığına göre değişiyor. Ancak değişmeyen tek şey, yabancı yatırımcının ülkemize gelmesi ve yatırım yapması için cezbedici özellikleri, göstermektir. Bizim kendi yerel yatırımcı şirketlerimizi, özellikle yabancı yatırımcı ortaklarla bu işlere girişmeye teşvik ediyoruz.
Gelişmekte olan bütün ülkeler gibi KKTC’nin de her bölgesi eşit seviyede gelişmiyor. Bu açıdan, nispeten geri kalmış bölgelere birtakım yatırım teşvikleri ve öncelikler düşünüyor musunuz?
Bugüne kadarki gelişme özellikle kuzey sahillerinde yoğunlaşmıştır. Dengeli bir gelişme sağlamak için yatırımları ülkenin batı tarafına çekmeyi hedefliyoruz. Örneğin ODTÜ ile Güzelyurt arasındaki bölgeyi turizm yatırımlarına ayırdık. Orada bölge gençlerinin konut ve iş yeri ihtiyaçları için de önemli alanlar ayırdık. Ancak sadece yer ayırmak yetmez. Yol, elektrik, su gibi altyapı yatırımlarını da planlıyoruz. Yine büyük ölçüde doğayı ve çevreyi gözeten kalkınma bölgeleri yaratmaya çalışıyoruz. Halihazırda devam eden bir Bafra Turizm Yatırım Bölgesi projesi zaten var. Biz bunları kontrollü yapmaya çalışıyoruz. Bu anlamda bir gelişmenin kontrol altında olabilmesi için; Karpaz, Tatlısu, Büyükkonuk, Akdeniz, Sadrazamköy, Koruçamköyü, Bellapais Manastrı ve çevresi, Girne merkez itibariyle bir kısım emirnameler çıkardık. Amacımız doğayı tahrip etmeden gelişmeyi sürdürebilmek.
EĞİTİME DESTEK VERİYORUZ
Kıbrıs eğitim sektörü, özellikle ODTÜ kampusünün açılmasıyla saygınlığını artırdı. Eğitim kurumlarının yaptığı yatırımlar hem ekonomik hem de sosyal bir canlanma getiriyor. ODTÜ benzeri yatırımları ülkeye çekmek için özel düzenlemeler yapıyor musunuz?
Ülkemizde faaliyet gösteren birçok üniversitenin yanısıra başka eğitim kurumları da var. Meslek yükes okullarımız var. Dolayısıyla bunlara yenilerini ilave etmek yerine, mevcut kurumların niteliklerini artırmak öncelikli hedefimiz. Örneğin eğitimdeki standartı bir kurallar bütünü çerçevesinde geliştirmek amacıyla, Yüksek Öğretim Denetleme Akreditasyon Kurumu (YÖDAK) Yasası hazırlanmıştır. Bunun yanında hükümetimiz, yüksek öğrenim gören ve sayıları 42 bini aşan gencin barınma ihtiyacını karşılamak amacıyla yurt yapımlarına da teşvik veriyor. Sosyal ve kültürel yaşam standartını yükseltebilmek için üniversitelerimizle birlikte, yine onlara dönük olarak destekler geliştirmeye çalışıyoruz.
Rum kesiminin bir kaç yıl öncesine kadar Türk malında oturan Rumlar’a tapu vermediği, Kuzey’de ise bu konuda çok dikkatli davranılmadığı konuşuluyor. Bu durumun çözüm aşamasında sorun çıkartabileceği söyleniyor. Bu tartışmaya nasıl bakıyorsunuz?
Annan Planı dahil, Birleşmiş Milletler Çözüm Planı’nda mülkiyet meselesi bütünlüklü çözümün bir unsuru olarak telakki edilmiştir. Mülkiyet hakkının düzenlenmesi için takas, tazminat ve iade kavramları çerçevesinde çözüm bulunması arzulanmıştır. Ancak Kıbrıs Rum tarafının bugüne kadar Kıbrıslı Türklerin mülklerine dönük olarak tapu vermediği doğru değildir. Kıbrıs Türk halkının Güney’de kalan malları önemli ölçüde gasp edilmiştir. Kimisini gereksiz yere kamulaştırmış, kimisini de kamulaştırmadan kamu kullanımına vermişlerdir. Önemli bir kısmına da yüzlerce göçmen evi yaparak bunların bir kısmını tapulandırmışlardır. Bu mesele ancak bütünlüklü bir çözümde ele alınabilir. Kıbrıs Rum kesimi bu konuyu uluslararası alana taşımıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) giderek, ‘Loizidou’ davası gibi kararlar çıkartmıştır. Özellikle geçmiş idareler bu konuya ilgi göstermedikleri gibi, ciddi müdafalar da vermemiştir. Böylece, Güney Kıbrıs’ta yağmalanan Kıbrıs Türk mallarıyla ilgili olarak uluslararası dava yolu teşvik edilmemiştir.
Hükümetinizin bu konuda envanter çıkartma çalışması var mı peki?
Bu konuda çalışmalarımız sürüyor. Hükümetimiz uluslararası davaları göğüslemek konusunda önemli aşamalar kaydetmiştir. Örneğin gündemi oldukça meşgul eden ‘Hurma’ davası vardı. Arkasından bir kısım tutuklama emirleri çıkarılmıştı. Artık ‘Hurma’ gündemden çıktı. Yine bir ‘Orams’ davası vardı, onu da göğüsledik ve yolumuza devam ediyoruz. Bunları karşılamak için Güney’deki Kıbrıs Türk mallarına yapılan gaspı ve haksız uygulamayı da aynı platformlara; yani uluslararası hukuk zeminine taşımaktayız.
Bu süreçte emlak piyasasında eşdeğer, Rum ve Türk koçanlı gibi kavramlar da öne çıkıyor. Bu konudaki görüşleriniz nelerdir?
Kıbrıs sorunu çözülene kadar bu ayrım her zaman olacak. Ancak Mal Tazmin Yasası’nın, AİHM bağlamında bir hukuk zemini kabul edilmesinden sonra, bu tür ayrımların kendi içerisinde ortadan kalkacağını düşünüyorum.
İTHAL MALZEMEYE STANDART GELECEK
İnşaat sektörünün ham maddesinin büyük bir kısmı yurt dışından temin ediliyor; İthal edilen inşaat malzemelerine bir standart ve denetim getirmeyi düşünüyor musunuz?
Kaynakları doğru kullanabilmek ve insanımıza kaliteli bir hizmet götürebilmek için ‘standart’ çok önemli. Bunun için bazı çalışmalar yapıyoruz. Hükümetimiz ilk etapta Elektrik Mühendisleri Odası’nın laboratuvarına gerekli desteği yapıyor. Ülkemize ithal edilen tüm eletirkli araçların, inşaat ve ev yapımında kullanılan malzemelerin standartını düzenleyecek ve onları denetleyecek bir laboratuvar kurulmuştur. Önümüzdeki günlerde bu konuda daha ayrıntılı çalışmalarımız da olacak.
Bazı vatandaşlarımızın yap-sat fiyatlarının yüksek olmasından şikayetçi olduğunu duyuyoruz. Barınma ihtiyacına cevap verecek sosyal konut projeleriniz olacak mı?
Şu anda hazırladığımız bir çalışma var. Vakıflar Bankası, ilk kez ev sahibi olacak gençlerimize yönelik, ucuz ve cazip kredilerle bir paket hazırlıyor. Birkaç vatandaşımız biraraya gelip bir firmayla anlaşarak bina yaptırabilecek ya da kendi evini kendi yapabilecek. O tip girişimlere destek olacağız. Ancak eskiden olduğu gibi devlet eliyle sosyal konut projelerine girmeyeceğiz. Bu konuda daha çok özel sektörü teşvik edeceğiz.
Kıbrıs bildiğimiz gibi deprem kuşağında yer alıyor. Bir deprem yönetmeliği hazırlığınız var mı?
ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü ile bir deprem haritası yapılmakta. Buna bağlı olarak 1998 yılında hazırlanan Deprem Yönetmeliği günümüz koşullarına uygun hale getirilecek.
ENERJİ ALTYAPISI ÇÖZÜLÜYOR
KKKTC’nin önemli bir sorunu da altyapı. Özellikle enerji ve su konusunda ciddi sıkıntılar yaşanmakta. Altyapı sorunlarının giderilemesi için hükümet olarak şu an neler yapıyorsunuz?
Enerji sorununu mutlaka çözeceğiz. Bu konu yıllarca ihmal edilmiş; aka 2006 yılının sonuna kadar bu sorunu aşacağız. İlk etapta Fillandiyalı bir şirketle 70 mega-wattlık enerji santralinin yapımı konusunda anlaştık. 25 milyon Euro’ya mal olacak yatırım 6 ay içinde tamamlanak. Ancak bu santral mevcut sorunun çözümü için yeterli değil. Dolayısıyla başka projelerimiz de var;
ALTERNATİF ENERJİ KAYNAKLARI GÜNDEMDE
Bu saydığınız projelerle elektirik sorunu bitecek mi?
Bu yatırımlarla enerji sorunu bitti diyemem. Ama 2006 sonunda artık elektirik kesintisi olmayacağını söyleyebilirim. Yurt Tenzi Merkezi’ne ihtiyacımız var ve onun bütçesini de 2007’de oluşturabiliriz. Ama biz Türkiye’nin yardımlarını altyapıda kullanmayı hedefliyoruz. Hem KKTC bütçesi, hem elektirik kurumu hem de T.C. yardımlarının işbirliği ile bu sorunu büyük ölçüde çözeceğiz. Bunların dışında bir Alternatif Enerji Kaynakları Yasası çıkarıyoruz. Rüzgâr enerjisinden elektrik üretme konusunda yaz aylarında somut adımlar atılacak. Elektirik ihtiyacımızın yüzde 20’sini rüzgârdan karşılayacağız.
Enerji sorununun yanında büyük bir sıkıntı haline gelen su sorunu da var. Bu konuda somut adımlarınız var mı?
Su sorunu da ciddi hadiselerden biridir. Türkiye’den su getirme projesi, gerek Türkiye’de gerekse bizim hükümetimiz tarafından ciddi aşamalar kaydetmiştir. Şu anda bir gemi Türkiye ile Kıbrıs arasındaki deniz dibinin araştırmasını yapmaktadır. Tüm fizibilite çalışmaları da tamamlanmışır. Bununla ilgili çok fazla konuşmuyoruz. Aynı zamanda su ihtiyacının karşılanması için Bakanlar Kurulumuz, özellikle turistik tesislere deniz suyundan tatlı su elde edilmesi projesini getirmiştir. Elektirk kurumumuza da Teknecik’teki buhar türbünlerimizden yararlanarak, deniz suyundan tatlı su elde ediyor. Günde 10 bin tonu aşan kapasite ile yakında bunu Girne’nin kullanımına sunacağız. Güzelyurt bölgesinde baraj yapımı projemiz de sürüyor. Bafra’da da deniz suyundan tatlı su yapacak bir ihaleyi sonuçlandırdık.
EN BÜYÜK DEĞER İNSANDIR
Yeni yerleşim alanlarının artmasıyla trafik sorunu da büyüyor. Yol yatırımları konusundaki çalışmalar ne boyutta?
Yol konusunda hem güzel işler oluyor hem de hâlâ sorunlarımız var. Zamanında planlanan yollarda birçok kavşak oluştu ve bunlar sıkıntı yaratıyor. Üst geçit, alt geçit gibi düzenlemelerimiz olmadığı için, buralarda trafik güvenliği tam anlamıyla sağlanmadı. Bu arada pek çok yarım kalmış yolumuz var. Mesela Kuzey sahil yolunun doğu kısmı devam eden bir proje. Tatlısu’dan başlayıp Büyükkonuk’a kadar devem edecek sahil şeridi yapımına başladık. Bu arada, Girne çevre yolunun yapımı devam ederken Lefkoşa-Güzelyurt çift şerit projesinin ilk etabı da tamamlandı. Diğer yol çalışmaları da sürecektir. Yol güvenliği, trafik akışının sağlanması gibi konularda da birtakım eleştiriler alıyoruz ama caydırıcılık açısından trafik cezalarını artıran tedbirlerimizden vazgeçmeyeceğiz. Sabit kameralarla yollarda güvenliği sağlamaya devam edeceğiz. Bu tedbirlerin her biri bir değerdir ama en büyük değer insanın bilinçlenmesi, kendine ve çevresine saygı duymasıdır.
Birtakım yabancı müteahhitlerin paralarını almalarına karşın, işlerini yarım bıraktığı ve insanları madur ettiğini gördük. Birliğe kayıtlı olmayan müteahhitler bir yolunu bulup inşaat yapabiliyor. Bunun önüne geçmeye dönük çalışmalarınız da var mı?
Kıbrıs Türk Müteahhitleri Birliği’ne üye olmayanlar, ülkemizde iş yapamaz. Ancak yeni yasal düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Hem firmalarımızı koruyabilmek, sağlıklı ve istikrarlı bir gelişme sağlamak hem de tüketiciyi mağdur etmemek için bir yasa tasarısı hazırladık: Emlakçılar Yasası. Böylece, belli mükellefiyetler, sorumluluklar ve yasal güvenceler getirdik; hem alıcıya hem satıcıya. Bu yasa yürürlüğe girince uygulamadaki sorunların aşılacağını düşünüyoruz.
Sayın Başbakanım, samimi yanıtlarınız çok teşekkür ediyoruz. Son olarak dergimiz aracılığıyla inşaat sektörü temsilcilerine vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Tüm sektör temsilcilerine işe devam diyoruz; ama işlerin güzel ve kaliteli olmasını istiyoruz. İnsanlarımızın alım gücünü artırarak, yaşam kalitesinin gelişmesini sağlayacak tedbirler alarak, onların barınma ihtiyaçlarını karşılamaya yardımcı olmak bizim görevimiz. Bu bakımdan ülke ekonomisini bütünüyle geliştirmeye, maliyetleri aşağıya çekip, rekabeti artırmaya ve alım gücünü yükseltecek tedbirleri almaya devam ediyoruz. Bu konuda her görüş, öneri bizim için değerlidir. Hükümetimizin kapısı ülkemizi ileriye götürmeye yönelik tüm görüş ve önerilere, sektör temsilcilerine her zaman açıktır.
(İnşaat Dergisi / Nisan 2006)
.
