Leasing nedir?
Özellikle enflasyonist sistemlerde yatırım finansmanlarını karşılamakta öne çıkan
yöntemlerden biri olan leasing, banka kredilerine göre çok daha avantajlı olmasına
rağmen Türkiye’de pek tanımıyor.
Son zamanlarda özellikle televizyon reklamlarıyla kendini reel sektöre anlatmaya çalışan leasing, Türkçe ifadesiyle finansal kiralama, dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde oldukça sık kullanılan bir yatırım finansman yöntemi. Her ne kadar enflasyon oranlarının tek haneli rakamlarla ifade edildiği gelişmiş ülkelerde kullanım oranı daha fazla olsa da, leasing aslında enflasyonla boğuşarak büyümeye çalışan ekonomiler için biçilmiş kaftan. Zira özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeleri hedef olarak belirleyen leasing, yatırımcıya sabit faizle uzun vadeli finansman imkânı sunuyor. Ülkemizde 1997 yılı itibariyle 2 milyar dolarlık işlem hacmine ulaşarak zirve yapan leasing sektörü, bu tarihten sonra yaşanan krizlerle birlikte düşüşe geçmiş. Fakat ülke ekonomisinin yavaş yavaş toparlanmasıyla birlikte yatırım ortamının nispeten iyileşmesi, leasing sektörünü de yeniden canlandırmış. 2004 yılı itibariyle cirosunu 2 milyar doların üzerine çıkarmayı amaçlayan sektörün hedef pazarı da KOBİ’ler.
Leasing’in banka kredisinden farkları nedir?
Banka kredileri genelde en fazla altı ay vadeli olur; daha uzun vadeli kredileri prensip olarak pek vermezler. Ama leasing’de beş yıla varan bir vade imkânı vardır. Krediye nazaran ikinci avantajı yabancı para borçlanma olanağı olması. Bankalara yabancı para ile borçlanmak için ihracat taahütü vermek gerekirken, leasing’de bu yoktur. Ayrıca bankalardan dövize endeksli kredi kullanıldığında, kaynak kullanım destekleme fonu ve gider vergisi gibi ekstra maliyetler oluşur. Leasing kullanımında böyle ek maliyetler de olmaz. Diğer bir konu da kredi sürecinin çok hızlı olması. Leasing şirketleri kredi değerlendirme açısından çok kısa bir sürede müşteriye olumlu ya da olumsuz yanıt verebilir. Maksimum bir hafta, 10 gün içinde projeler değerlendirilir ve müşteriye evet veya hayır cevabı verilir. Bu süreç bankalarda daha uzundur.
Peki leasing’in avantajları neler?
Leasing’in en önemli avantajı, sağlanan finansmanın orta-uzun vadeli olması. Türkiye’de hiçbir banka orta-uzun vadeli kredi vermiyor, biliyorsunuz. İşletme kredisi almak da çok zor. Biz herhangi bir ihracat taahhütü almadan dövize endeksli borçlanma imkânı sağlıyoruz. Diğer bir avantaj, vergi, resim, harç gibi herhangi bir ekstra maliyeti olmaması. Bunun yanısıra nakit akışını istenildiği gibi ayarlamak mümkün; çünkü 24 aydan başlayan ve beş yıla uzayan bir vade verdiğimiz için, yapılmış olan bir yatırımın geri dönüşünü yatırımcı kendisi ayarlıyor. Kendi nakit akım tablosuna göre taksitlerini baştan belirliyor. Bir diğer önemli avantajı da yatırım maliyetinin bugünden belli olması. Yani biz fiks fiyatla, fiks taksitle bugünden adını belli ediyoruz, yatırımcı da önümüzdeki dört yıl içinde ne kadar ödeyeceğini, o yatırımın kendisine kaça mâlolacağını peşinen biliyor. Değişken faiz uygulaması ancak büyük projeler için söz konusu; küçük projelerde sabit faiz uygulanıyor. Diğer bir avantaj ise KDV. Yatırım mallarının büyük bir çoğunluğunda yüzde 18’lik genel KDV oranı yerine yüzde 1’lik KDV uyguluyoruz. Bu olanakları bankalarda bulmak çok zor.
Leasing sektörü, sektörler arasında bankaların yaptığı gibi kredi notlarına göre ayrım yapar mı?
Biz leasing sektörü olarak Türkiye’de mevcut olan bütün sektörlerin finansmanını yapıyoruz. Ağırlıklı olarak da küçük ve orta ölçekli firmalara hizmet veriyoruz. Hatta büyük leasing şirketlerinin portföylerinin önemli bölümünü bankaların henüz keşfedemediği, girmediği ya da bankaların ‘kredible’ görmediği alanlar teşkil eder.
Finansal kiralamanın Türkiye’deki tarihi ne?
1985’te başladı, 85-86 yıllarında da yasal çerçevesi çizildi. Fakat gerçek anlamda Türkiye’nin leasingle tanışması 1987 yılını buldu. 1997 yılı ise leasing sektörünün eriştiği zirve oldu. 1997’den sonra arka arkaya krizlerin gelmesi sektörde hızlı düşüşlere neden oldu. Ama 2002’ye ve bu yılın ilk aylarının rakamlarına baktığımızda sektörün kendini hızla iyileştirdiğini görüyoruz. Diğer finans gruplarıyla mukayese ettiğimizde biz çok hızlı bir iyileşme sürecinden geçtik ve önemli bir artış trendiyle devam ediyoruz.
Türkiye’nin toplam yatırımı içinde leasing’in oranı ne?
Türkiye’deki toplam yatırımlar içinde leasing’in aldığı pay, özel sektör yatırımları için yüzde 7. Kamuyla beraber bakınca bu oran yüzde 4’lere düşüyor. Bu oran gelişmiş Avrupa ülkelerinde yüzde 15’lerde. ABD ve İngiltere gibi ülkelerde ise yüzde 20’leri buluyor.
Türkiye’de genelde öz kaynaklarla yatırım yapmak önemsenir, hatta bununla gurur duyulur. Leasing’in payının düşük olmasını burada mı aramak gerek?
Size katılıyorum. Bütün yatırımcılar önce öz kaynaklarını sonuna kadar kullanır, tam işletmeyi açacağı sırada işletme açıklarını gidermek için banka banka işletme kredisi aramaya başlar. Tabii bunun sonucunda da o işletme ya faaliyetini durdurur, ya başarısız olur, ya da kâr edemediğinden kapanır. Halbuki bu nakit yönetimini baştan hazırlayıp, yatırımlarının yüzde 70’lik bölümünün finansmanını orta-uzun vadeli kredilerle, yüzde 30’luk bölümünü ise öz kaynaklarıyla yapabilir. Bunu baştan ayarlarlarsa böyle bir sorun olmaz. Ama, ‘Ben hele kendi paramı bir kullanayım, yetmezse işletme kredi alırım’ diye düşünen yatırımcıların büyük bir kısmının içine düştüğü sıkıntının nedeni budur.
Leasing’in kendi içinde ayırımları var mı?
Leasing’i temel olarak iki alana ayırabiliriz: Operasyonel kiralama ve finansal kiralama. Yurtdışında Operasyonel Kiralama, leasing işlemleri içinde yüzde 30-35 gibi bir paya sahip. Ancak Türkiye’de henüz operasyonel leasing uygulanmıyor. Leasing sektörü yurtdışında, operasyonel leasingin uygulamaya geçişiyle gelişme göstermiş. Bu nedenle Türkiye’de de önümüzdeki dönemlerde bu alanın yaygın olarak kullanılmasını bekliyoruz. Bu yöntem yurtdışında özellikle faks, fotokopi, bilgisayar gibi teknolojiisi çabuk değişen büro ekipmanlarında kullanılıyor. Operasyonel leasing yerleştikçe, ofis ekipmanları alanında leasing hacmi artacaktır. Aynı şekilde, ofis ekipmanlarında leasing kullanım oranı arttıkça, operasyonel leasingin kullanım oranı da artacaktır.
Kırtasiye sektörü leasing’i nasıl kullanabilir?
Leasingte her türlü taşınır ya da taşınmaz mal leasing konusu olabilir. Kırtasiye sektöründeki üreticiler de, makine parkurunu genişletmek ve yeni yatırım yapmak amacıyla leasing’i kullanabilir. Ayrıca leasingte ‘satışa yardımcı kiralama’ dediğimiz bir yöntem var. Leasing şirketleri bazen birebir, bazen de kampanya şeklinde satıcı firmalarla birtakım anlaşmalara girebiliyor ve o firmanın müşterilerine yönelik sabit ödeme tabloları çıkarabiliyorlar. Dolayısıyla satıcı firmaların satışlarını artırıcı bir yöntem olarak kullanıldığı gibi, satıcının finansman sorunu da çözüyor. Yurtdışında özellikle bilgisayar ve ofis ekipmanları sektöründe çok sayıda firma, ürünlerini müşterilerine leasing yoluyla pazarlıyor. Bunlara Vendor (Satıcı) Programları deniyor. Hatta bazı satıcı firmalar leasing ile satış yöntemini çok yoğun kullandıklarından dolayı, bu şirketler kendi leasing şirketlerini kuruyorlar. Mesela yurtdışında IBM’in, HP’nin leasing şirketi var.
Leasing özellikle enflasyonist ekonomilerde uygulanan bir yöntem. Türkiye’de enflasyonun düşme seyri sektörü nasıl etkiliyor?
Evet, enflasyonist olmayan ekonomilerde marjlar çok düşüyor. O zaman sektörün çok büyümesi lazım ki operasyonel maliyetleri düşsün.
Lesing’in KOBİ’ler açısından avantajları ne?
Leasing, bankacılık kanunu ve kuralları gereği kredilendirilemeyen, ancak iş yapma potansiyeli olan ve ülkenin kalkınmasında önemli bir yer teşkil eden küçük ve orta ölçekli firmalara kaynak ve hizmet temin etme amacıyla geliştirilmiş bir metottur. Leasingin doğuşu ve gelişimi de bu bazda oluşmuştur. Geçmiş performansı olmayan ya da geçmiş performansı bilançolarına yansımamış şirketlere bankacılık sektörünün kredi vermesi kolay değil. Avantajlara gelirsek, malın hukuki mülkiyetinin leasing şirketinde olmasının sağladığı pratik faydalar var. Daha düşük teminatlarla veya hiç teminatsız işlem yapılabiliyor. Yatırımının yüzde yüzü için finansman sağlanabiliyor. Yatırımcıya, bankalardan veya diğer finans kuruluşlarından sağladığı vadelerden daha uzun vadelerde finansman imkanı sunuluyor. Öte yandan, kiracı baştan ne ödeyeceğini bilerek borçlanıyor ve dolayısıyla dönem içindeki maliyet artışlarından etkilenmiyor. Ayrıca leasing işlemlerinde yatırım malları için uygulanan KDV oranı yüzde 1; yatırımcı yüzde 18 yerine yüzde 1 KDV ödüyor ve ilk etapta yatırımın tutarı düşüyor.
KUTU
Leasing nedir?
Leasing (Finansal Kiralama) bir yatırım malının, mülkiyeti finansal kiralama şirketinde kalarak, belirlenen kiralar karşılığında kullanım hakkının kiracıya verilmesi ve sözleşmede belirlenen değer üzerinden kiracıya geçmesini sağlayan bir finansman yöntemi. Bu süre yasal olarak dört yıl; dört yılın sonunda ise, sözkonusu yatırım malı sembolik bir ücretle ilgili yatırımcıya devrediliyor. Genel prensip dört yıl olmakla beraber, dayanıklılığı az olan mal gruplarında bu süre iki yıla kadar düşüyor. Yatırım mallarının satın alınması yerine kiralanarak kullanılmasını sağlayan leasing, firmaların işletme sermayelerini diğer ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanılması ile verimliliğin ve kârlılığın artmasında önemli rol üstleniyor.
Neleri kiralayabilirsiniz?
Finansal Kiralama Kanunu’na göre her türlü taşınır ya da taşınmaz mal leasing konusu olabilir. Ancak, patent hakkı, fikrî ve sınaî haklar ile bilgisayar yazılımı gibi maddi olmayan konular için leasing yapılamıyor. Öte yandan leasing konusu malın, bağımsız ve üzerinden amortisman ayrılabilen bir özellik taşıması gerekiyor. Buna göre hammadde ya da ara malı niteliğinde bulunan ve kullanıldığında tüm özelliklerini yitiren mallar, leasing konusu olamıyor.
Kimler leasing yapabilir?
Leasing’de genel olarak hukukî işlem yapmaya yetkili her türlü kişi ve kuruluş kiracı olabilir, buna göre, her türlü şahıs firmaları, her türlü ortaklıklar, serbest meslek mensupları kiracı olabilirler.
(Haziran 2003 / Hedef Dergisi)
.
