Otomotiv Distribütörleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Yüksel Mermer:
Otomobil lüks değildir
Ticarî araçlara yönelik ÖTV artışının gündeme damgasını vurduğu günlerde Otomotiv
Distribütörleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Yüksel Mermer’le konuştuk. Aynı zamanda
Mazda Motor Türkiye A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı da olan Mermer, bu uygulamanın kalıcı olmayacağından çok emin gözüküyordu. Yüksel Mermer’i asıl endişelendiren otomotiv sektöründeki yüksek vergi oranları ve bir türlü verilmeyen yatırım teşvikleriydi.
Israrla otomobilin lüks olmadığını vurgulayan Yüksel Mermer, otomotiv sanayinin ekonominin motor gücü olduğunu belirterek
bu alanda yapılacak yeni yatırımların önünün
açılmasını istediklerini söyledi.
Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?
ODD 1987 yılında kurulan, fabrikalar dahil bütün otomotiv sektörünü kucaklayan, 32 firma, 42 marka ve 64 üyeli bir dernek. Türkiye’de şu anda çeşitli dernekler var ama bütün otomotiv sanayisini, distribütörlerin, fabrikaların üyesi olduğu bir dernek ODD. Uzun zamandır güzel çalışmalar yürütüyoruz. Sektörle ilgili konuları değerlendiriyoruz, ilgililere götürüyoruz ve her ay bir araya geliyoruz. Bizim amacımız hem tüketicinin, hem sektörün menfaatine olan işler yapmak. Eskiden sektör içinde insanlar birbiriyle pek konuşmazdı; ama derneğimiz sayesinde bir kaynaşma ortamı yaratıldı. Bütün istatistiksel bilgileri topluyoruz, analiz ediyoruz ve kamuoyuna aktarıyoruz.
Derneğin adında distribütör sözü geçince biz üreticilerin pek içinde bulunmadığı bir dernek bekliyorduk ama anlaşılan ODD içinde üreticiler de var.
Tabii, onlar da distribütör biliyorsunuz. Fabrika imal ediyor, sonra distribütöre veriyor zaten. Direk fabrikadan satış yapan çok fazla marka yok.
Son yıllarda Türkiye’de otomotiv sektöründe büyük hamleler yapıldı.
Aslında yapıldı, haklısınız ama bu hamleler daha büyük olabilirdi. Türkiye çeşitli fırsatları kaçırıyor. Mevcut firmalara teşvik vermemeye çalışırken, yeni kurulacak firmalara ya da yatırımlara da teşvik sağlamakta pek istekli değil ülkemiz. Oysa komşu ülkelerimiz yabancı yatırımlara daha fazla teşvik vererek, ellerindeki tüm imkânları seferber ederek onları kendi ülkelerine çekmeye çalışıyorlar. Türkiye’de üretimi bulunmayan firmalar burada yatırım yapmak, imalata geçmek istiyor ama maalesef bunları kaçırıyoruz. Onun için Türkiye’nin bunlara sahip çıkıp, çevre ülkelerin ne gibi teşvikler verdiğini biliyorlardır muhakkak, onlardan daha fazla olanak tanıyıp Türkiye’ye çekip, Türkiye’yi dünyanın otomotiv üssü yapması lazım. Çünkü halihazırda üretim yapan fabrikalar da kapasite artırmak için, çeşitlerini çoğaltmak için teşvikler istiyor. Onların bir an evvel verilmesi lazım.
Otomotiv sektörü büyük ölçüde istihdam artırıcı bir sektör. Ekonomiye en fazla katkı sağlayan sektörlerden biri...
Sırf onun için de değil, yan sanayisiyle, teknolojisiyle, etrafında oluşturduğu iş alanlarıyla çok büyük bir sanayi.
Otomotiv sektörü içinde hafif ticarî araçlar segmentinin durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Biliyorsunuz yeni bir düzenleme var bu konuyla ilgili olarak; ticari araçların ÖTV oranlarını artırmak istiyor hükümet. Bu konuda hükümet temsilcileri ile sektör temsilcileri arasında toplantılar düzenliyoruz şu aralar. Bir ayağımız Ankara’da. Biz sektör temsilcileri olarak bu yanlış uygulamadan dönüleceğini düşünüyoruz. Şu anda halihazırdaki vergilerin bile Avrupa Birliği (AB) oranlarının anormal derecede üzerinde olduğunu görüyoruz. Bunların da zaman içinde AB seviyesine çekilmesi lazım. AB’de yüzde 20 civarında olan otomotivdeki vergi, bizde yüzde 60-62’lerden başlıyor. Onun için orada bir düzenleme zaten gerekli. Aslında Türkiye’nin komple bir vergi reformu yapması lazım. Kayıt dışını kayıt altına alarak kayıtlı ekonominin üzerindeki yükü kaldırmaları lazım. Bizim sektörümüz tamamen kayıt içidir; istihdam yönüyle, bayiler, teşkilatlar yönüyle... Övünerek söylüyorum, bu konuda Türkiye’nin tek, örnek sektörüdür otomotiv. İnşallah diğer sektörler de bunları örnek alır. Ama vergi nispetlerini aşağıya çekmemiz şart.
Vergi oranlarını aşağı düşürünce ortaya çıkacak değerin bir şekilde ekonomiye döneceğini söylemek mümkün sanırım...
Elbette. Yan sanayisiyle birlikte düşününce en çok istihdam yaratan sektör otomotivdir. Vergi oranlarının düşmesiyle sektörün canlanması yeni yatırımlara, yeni yatırımlar da yeni istihdam alanlarına olanak verecektir. Türkiye’de bin kişiye düşen otomobil sayısı 69. Avrupa 450-500’lerde. Dünya ortalaması 100’lerde. Biz çok gerilerdeyiz. Onun için hem iç piyasanın canlandırılması, hem de dışarıya daha fazla ihracat yapılabilmesi için hükümetin otomotiv sektörüyle çok ilgilenmesi lazım. Gerekli her türlü tavizi vermesi lazım. Niye? Çünkü bunun katma değeri çok, dönüşü çok hızlı ve fazla.
Peki sektörde ithal ve yerli üretim dengesi nasıl?
Artık ithal ve yerli ayrımı çok yok aslında. Tabii ithal fazla, çünkü yerli üretimin çeşidi az. Yatırımlar çoğaldıkça o denge değişebilir. Ama şu anda ihracat çok fazla biliyorsunuz yerli üretimde.
Oranlar nasıl peki?
Aşağı yukarı otomobilde 70’e 30. 70 ithal, 30 yerli; ama artık yerli-ithal kavramlarını da kullanmamak lazım. Türkiye’deki markaların hepsi dünya markaları. Buradan da biliyorsunuz Avrupa’ya ihraç ediliyor. Onun için bizim markalarımıza da yerli dememek lazım. Hepsi dünya markası.
Sizce otomotiv sektörünün yaşadığı en büyük sorun nedir?
Senelerdir otomotiv sektörünün içinde olduğum için rahatlıkla söyleyebilirim, en büyük sorunumuz imalat için gerekli teşviklerin verilmesi, iç piyasanın daha da genişletilmesi, ihracatın daha da artırılması ve bu arada en önemli ikinci büyük sorun da verginin AB standartlarına göre ayarlanarak birkaç sene içinde bunun yayılması.
Bu konularda umutlu musunuz?
Umutluyuz tabii. Yapılması lazım. Zaten öyle bir durum var; AB müzakereleri başladığı zaman bunların hepsi sırayla talep edilecek. Halbuki şimdiden başlasalar daha kolay yol alınmış olunur. Öyle değil mi?
Elbette. Zaten vergilerin adil bir şekilde yeniden düzenlenmesi Türkiye ekonomisinin çıkarına olacak bir şey...
Tabii, tabii. Türkiye’nin iyiliğine olan bir şey. Sonra Türkiye’de bin kişiye düşen vasıta sayısı bir şey değil ki! Bazı tedbirleri ve teşvikleri almazsanız hem sanayiyi, ticareti cezalandırıyorsunuz hem de bir yerde tüketiciye de cezalandırmış oluyorsunuz. Olmaz. Bunların bir orta yolunu bulup ona göre hareket etmek gerek.
Türkiye’de otomobil hâlâ lüks olarak görülüyor. Sanırım bu vergi oranlarının sebebi de bu...
Aslında otomobil lüks değil. Otomobil artık lükslükten çıkmıştır. Otomobil, buzdolabı, çamaşır makinesi gibi zaruri ihtiyaç maddesidir. Bankalar biliyorsunuz muazzam kolaylık gösteriyor. Niye? Herkes alsın, kullansın diye. Otomobil lüks değil ki. Niye Avrupa’da bin kişiye 500 otomobil düşüyor? Otomobil devamlı benzin tüketiyor. Devletin de en çok vergi aldığı alan otomotiv ve petrol. Yani daha çok aracın satılması devlete daha çok girdi sağlayacak. Dolayısıyla sektöre sahip çıkılması ve teşviklerin artırılması lazım.
Siz aynı zamanda Mazda Türkiye’nin de Yönetim Kurulu Başkanı’sınız. Mazda’nın Türkiye’de bir yatırım yapma kararı varmış duyduğumuza göre. Bu ne durumda?
Bir tarihte teşvik belgesi alınmıştı ama biraz ertelendi. Yine de gün doğmadan neler doğar. Bugünden, yapılmadan bir şey söylemek yanlış olur.
Özellikle hafif ticarî araçlar için firmaların son zamanlarda filo kiralama yöntemine yöneldiğini görüyoruz.
Tabii artık çoğu firma kiralamanın daha elverişli olduğunu düşünüyor. Kendi durumlarına göre firmalar kararlarını veriyor. Biliyorsunuz kiralamada şöyle bir avantaj var: Her ay ödediğiniz faturayı masrafınıza yazıyorsunuz. Zaten araçlar kiralık olduğu için kasanızdan büyük paralar çıkmamış olmuyor. Şirketin sermayesinden fazla eksilme olmuyor. İstediği zaman da iade ediyor. Enteresan kolaylıklar sağlıyor...
Peki bu ÖTV artışının kiralamayla bir alakası var mı? Yani firmalar kiralamaya yöneldiği için böyle bir artış söz konusu olmuş olabilir mi?
Yok, hayır, ÖTV artmasından dolayı kiralamaya yönelme gibi bir durum söz konusu değil. Çünkü ÖTV artışıyla birlikte kiralanan vasıtanın satın alma bedeli artacak, satın alma bedeli artınca bu da kira oranlarına yansıyacak. Sonuçta bundan kaçış yok yani. Zaten ÖTV artışı uygulaması yeni konuşuluyor; uygulamada böyle olacağını hiç zannetmiyorum ben. Bu düzeltilecektir mutlaka.
Operasyonel kiralama ve filo kiralama gibi uygulamaların üreticiler üzerinde bir etkisi oluyor mu?
Ne kadar çok araç kiralanırsa satışlar da o kadar çok artacaktır. Kiralama hizmeti veren firmaların ortaya çıkması sonuçta sektörü canlandırır. Üreticiler vermiyor araçlarını kiraya ama bu imalatı artırıcı bir etken.
Sektörün içinden bir insan olarak satın almacılara bu konuda bir öneri yapabilir misiniz?
Açıkçası şirketler kendi durumlarını daha iyi biliyorlar. Satın alma imkânı olan satın alıyor, imkânı kısıtlı olan kiralama yoluna gidiyor. Bu bir hesap kitap meselesi. Şirket yöneticilerinin kararına bağlı. Ama bu kiralama sistemi Türkiye’de çok fazla yaygınlaşmış durumda değil. Bunun da teşvik edilmesi lazım. Uzun vadede yaygınlaştırılması lazım. Daha Türkiye’de bu konularda çok gerideyiz. Leasing’de filan da öyle. Avrupa’da yüzde 35-40’larda leasing oranları ama bizde tahminim yüzde 5 civarında hâlâ.
Peki araç alırken satın almacıların dikkat etmesi gereken noktalar nedir sizce?
Türkiye’de şu anda araç satın almak veya kiralamak isteyen herkesin isteğine ve ihtiyacına göre, model, tip, genişlik, uzunluk açısından her çeşit araç var. Çünkü tekstilcinin kullandığı araç ayrı, ne bileyim kırtasiyecinin kullandığı araç ayrı, bunların hepsi, şu anda Türkiye’de bulunan markalarda mevcut. Herkes işine göre tercih edecek. Fiyat konusunda da rekabet ortamında çok kolaylık sağlanıyor.
Bu hafif ticarî araç olarak tabir edilen araçların sayısı son zamanlarda oldukça arttı. Bu tip araçlar trafikte çok fazla karşımıza çıkıyor. Sanırım bu tip araçları ticarî araç statüsünde alıp binek araç olarak kullananların sayısı da epey fazla...
Çünkü orada haksız rekabet var. Fabrika ya da satıcı da teşvik ediyor bunu. Böyle bir paket var diyor; plakası burada diyor. Sonra camlar sökülüyor, kanepe takılıyor, mal taşımak için yapılan araç binek haline getiriliyor. Başkasının 40 milyar lira ödediği arabaya 25 milyar vererek sahip oluyor. Buna daha ziyade sektörün sözcüleri olarak bizlerin razı gelmemesi lazım.
Nasıl engellenebilir bu?
Vasıtaların tarifini yapacaksın. Ne için üretiliyorsa o amaçla kullanılacak araç. Vergi levhanı as, ticari olanla olmayan birbirinden ayrılsın.
ODD üyesi markalar
Alfa-Romeo
Audi
BMW
Chevrolet
Chrysler
Citröen
Dacia
Daihatsu
Fiat
Ford
Honda
Hyundai
Jaguar
Kia
Lada
Land Rover
Mazda
Mercedes
MG
Mini
Mitsubishi
Nissan
Opel
Peugeot
Porsche
Proton
Renault
Rover
Saab
Seat
Skoda
Smart
Subaru
Suzuki
Tata
Toyota
Tvr-Caterham
Volvo
Volkswagen
(Frekans Dergisi / 2005)
.
