Post-it notlar

70’li yıllarda, unutmamanız gereken önemli notları küçük kâğıtlara yazar, onları da iğne, ataç veya raptiye gibi araçlarla bulabildiğiniz yerlere asardınız. Böylece tüm ofisler bu tıp ıvır zıvırlarla dolup taşardı. Bunlar da ofisleri dağınık gösterdikleri gibi bazen notların kaybolmasına sebep olurdu. Oysa hiç kimsenin aklında olmayan bir buluş tüm bu dağınıklığı ortadan kaldırdı. Üstelik bunu yaparken ofislere renk de kattı.
Evet, 3M’in lisanslı ürünü olan Post-it notlarından bahsediyoruz. Sarı renkli ufak kâğıtların tüm bu ofis malzemelerinin yerini alabilmesi inanılmazdı. Çünkü Art Fry’ın evinin bodrum katında kurduğu bir üretim makinası ve test üretimine başlaması ile ortaya çıkan ürünlerin, 2000’li yıllarda ofislerin vazgeçilmez bir parçası olacağını kimse tahmin etmiyordu.
İlginçtir ki, Post-it notları tamamıyla bir tesadüf sonucunda ortaya çıktı. 3M’in araştırma geliştirme laboratuvarlarında çalışan bilimadamlarından hiçbirin aklında her yere yapışabilen küçük notlar icat etme fikri yoktu. Aslında Post-it notlarının arkasında yatan teknoloji, Dr. Spence Silver’ın akrilat yapıştırıcının gelişitirilmesi için yaptığı araştırmalar sırasında 1968 yılında ortaya çıkmıştı. Birçok icatın ortaya çıkmasında olduğu gibi, Silver da bulmaya çalıştığı şeyden çok farklı bir malzeme icat etmişti.
Bu icat, kendini kâğıt fiberi üzerinde minik küreler şekline sokan yeni bir yapıştırıcıydı. Tek tek çok kuvvetli yapışkanlar olan bu küreler hiçbir şekilde çözülmüyor ve erimiyordu. Öte yandan yapıştırıldıkları yüzeyle aralıklı bir temas sağladıkları için, yerlerinden sökülmeleri de çok zor değildi.
Silver, ender rastlanan özel bir yapıştırıcı icat ettiğini anlamıştı. Ama önünde yeni bir soru duruyordu: Şimdi bu yapıştırıcıyla ne yapacaktı? Sonraki beş yıl boyunca bu yeni icatın özelliklerini anlatan seminerler düzenleyerek bu yapıştırıcının ilan panolarında kullanılabileceğini anlatmaya çalıştı.
Ancak Post-it’e son şeklini veren ve bugünkü bildiğimiz anlamda kullanımının önünü açan Art Fry oldu. Yeni ürünler geliştirme üzerine çalışan Fry, Silver’ın, icadıyla ilgili seminerlerinden birine katıldığından beri bu yapıştırıcının günlük hayatta nasıl kullanılabileceğine kafa yormaktaydı. Fry’in merakı ve pratik çözümlere olan eğilimi, artık kerestelerden kızak yaptığı çocukluk yıllarına kadar uzanıyordu. Fry, kilise korosunda şarkı söylerken sayfaları karıştırmamak için yırtık kâğıtları ilahi kitabının sayfaları arasına koyuyor, ancak her seferinde bu kâğıtlar kitabın içinden düşüp Fry’in şaşırmasına sebep oluyordu. Fakat bir gün Fry “Buldum” dedi ve Silver’ın icadının bu notları tutmak için bire bir olduğunu farketti. Böylece, Post-it notlarının ofis hayatındaki vazgeçilmez günleri başlamış oluyordu. Artık bu yapıştırıcı, şeritler, etiketler ve kâğıtlar gibi birçok yüzeyde kullanılmaya başlandı.
Ancak bu yeni ürünü pazara sunma planları yapılırken 3M içerisinde hâlâ şüpheci yaklaşımlar mevcuttu. Üretim ve mühendislik departmanı Fry’a Post-it notlarının üretiminin zor olduğunu ve ciddi oranda problem yaratacağını söylediler. Fry’ın cevabı gerçek bir mucidin verebileceği bir cevaptı; onlara bunun harika olduğunu, eğer üretim kolay olsaydı bunu herkesin yapabileceğini ama zor olması durumunda sadece 3M şirketinin bunu başarabileceğini söyledi.
Tabii bir de devrim yaratabilecek yeni ürünler söz konusu olduğunda yapılması oldukça zor olabilecek piyasa araştırması vardı. Hiçbir maliyeti olmayan müsvedde kâğıtla rekabet ediyor gibi görünen bir ürünü kim satın alırdı ki? Programı durdurmaya yönelik ilk baskılara karşın ürünün satılabileceği gösterildi ve böylece neredeyse iptal edilme noktasına gelen program dirilmiş oldu.
Bundan sonrası, onların deyimiyle, tarih yazmaktı. Ürünün ortaya çıkışından bir yıl sonra, 1981 yılında bu inanılmaz yeni ürüne Post-it adı verildi.
Fry şimdi emekli ve Post-it notlarından sonra başka yaratıcı ürünlere de imza attı. Şimdiyse bunu, “Çocuklarınızın büyüyüp mutlu ve başarılı olmaları gibi bir şey” olarak tanımlıyor.

(Frekans Dergisi)

başa dön

.

> fotoğraflar

> çalışmalar

> özgeçmiş

> linkler

> iletişim

> ana sayfa

> spor  > deneme  > tarih  > kitap notları  > çeviriler  > sektörel  > gezi  > kültür&sanat  > söyleşi
© burçin tuncer