Onlar gerçekten 'Sakin'

2000 yılının başında kurulan Sakin, ismi gibi sakin insanların 'Sakin Sakin' müzik yaptığı bir grup. Kuruldukları günden bu yana cover yapmak yerine kendi bestelerini yapmaya gayret eden grup, bir albümü dolduracak nicelik ve nitelikte besteye de ulaşmış. Müziklerini Mogwai,
Karate ve Sigur Rós ekseninde tarif ediyorlar; daha doğrusu onlarla aynı dertleri paylaştıklarını düşünüyorlar. Şubat'ta Babylon'da gerçekleştirdiğimiz 'Electrock' partisinde seyirciden
'tam not alan' Sakin'i, 17 Mart'ta yine bir Zipİstanbul partisinde sahneye çıkacak
olmalarını da fırsat bilerek sayfalarımıza konuk ettik.

 

Sakin ne kadar sakin ve niye Sakin?
Onur: Grup Ocak 2000'de kuruldu. O zamanlar yaptığımız şeyler çok sakindi; biz de çok sakindik. Sonra 'sakin' güzel bir isim olabilir diye düşündük ve öyle kaldı. Ama cidden çok sakin insanlarız. (Gülüşmeler)

Bu dört yılı nasıl geçirdiniz?
Cenker: Genelde beste yapmakla geçirdik. Onur: Biz daha ilk bir araya geldiğimizde elimizde besteler vardı ve hemen onları çalmaya başladık. Yani en başından beri beste yapıyoruz. Sadece konserlerde ve bar programlarında, çalmaktan zevk aldığımız bir ya da iki cover çalıyoruz.

Besteleri kim yapıyor?
Özdemir: Aslında genelde ya Onur, ya da ben bir şarkı getiriyoruz. Fakat sonra baya bir değişiyor o şarkı. Herkes bir şey katıyor. Soner: Genelde şarkıyı getiren stüdyoda çalmaya başlıyor, diğerleri de ona eşlik ederek ekleniyor. Doğaçlama olarak çıkıyor yani.

Nasıl bir hedefle başladınız bu işe?
Özdemir: Bestelerimizle ulaşabileceğimiz insanlar olduğunu düşünerek başlamıştık. Şimdi doğru zamanının geldiğini düşünüyoruz. Onur: Dört yıl boyunca beste yapa yapa bir şeyler biriktirdik. Artık bir albüm yapalım ve bunu anlatalım diyoruz. Mesela 2000 yılında yaptığımız bir bestenin bizde bir ağırlığı vardı ki o besteyi yaptık. Şimdi o ağırlık üstümüze geldikçe bir şekilde patlayıp rahatlama ihtiyacı duyuyoruz. Bir derdimiz var ve bunu mümkün olan en çok insana anlatmak istiyoruz.

Derdiniz ne? Ne anlatmak istiyorsunuz?
Özdemir: Hayatta ters giden, kurtulunamayan şeyler var. Ama mutluluk üzerinden çıkan şarkılar da oluyor. Onur: Bazı mutlu şarkılarda, insanların farkına varmadığı çok gündelik bir şeyin hayatımız için ne kadar da vazgeçilemez ve tatmin edici olduğunu anlatıyoruz. Ama bazen de tecavüzü ya da Irak savaşını anlatıyoruz. Bir arkadaşımıza gidip neden dert yanıyorsak, aynısını daha dolaylı ve daha müzikle yoğrulmuş bir şekilde anlatmaya çalışıyoruz.

Ben Babylon'daki gecede insanlardan gayet olumlu şeyler duydum. Hatta İlhan Erşahin ve Wax Poetic'in solisti de oradaymış ve sana çok olumlu şeyler söylemiş.
Onur: Marla Turner, grubun enerjisinden çok etkilendiğini, Amerika'da da birçok grup dinlediğini ve bizim hiç sıradan bir müzik yapmadığımızı söyledi. Kendisi de vokal yaptığı için benim vokalime yönelik şeyler söyledi. Teknik açıdan yaptığı yorumlar benim adıma gurur vericiydi. Babylon konseri bizim için gerçekten önemliydi. Çünkü orada hep sevdiğimiz müzisyenleri izliyorduk ve orada çalan insanların performansının onların virtüözlüklerinden kaynaklandığını düşünüyorduk. Ama bu konser sırasında, kullanılan araçların ve ses sisteminin kalitesinin de aslında bir müzisyenin derdini anlatmasında ne kadar etkili olduğunu gördük. Biz o ana kadar hiç iyi sistemlerle çalmamıştık ve hep "Biz aslında gerçekten orada çalan grup değildik" diyorduk konserlerde. Teknik aksaklıklardan dolayı derdimizi bir türlü anlatamadığımızı düşünüyorduk. Ama bu kez kendimizi anlatabildiğimizi düşünüyoruz.

Amatör bir grup olmanın ne gibi zorlukları var?
Cenker: Teknik sorunlar en büyük sıkıntımız. Onur: Tabii bir taraftan derslerle de uğraşmak zorundayız. Diğer yandan albüm çıkarmayınca kendini güvenli bir yerde hissedemiyorsun ve bu da hayatına yansıyor. "Ben gerçekten profesyonel olarak müzisyenim ve benim işim müzik yapmak" dediğimiz zamanlar çok az oluyor.

Müziği profesyonel olarak yapmayı düşünüyor musunuz yoksa 'gittiği yere kadar gider, gitmezse mesleğimi yaparım' mı diyorsunuz?
Özdemir: Müzikten bir hayat kurmak istiyoruz aslında. Tuna: Müziği bırakmak gibi bir niyetim yok, müzik için yaşıyorum. Bizi aç bırakmayacağını bilsek okullarımızı bırakıp tamamen müziğe yönelirdik. Onur: Gruptan bir kişi çıksa yerine başka birisi alınamaz ve grup dağılır. Bir daha da başka bir gruba girer miyiz bilmiyorum. Soner: Ben mimarlık okuyorum ama hiçbir zaman mimar olacağımı zannetmiyorum. Zaten hobi olarak okuyorum.

Bu aralar birçok yarışma var, hiç katılmayı düşünmediniz mi?
Onur: Roxy Müzik Günleri'ne katılmayı düşünmüştük ama biz esasen yarışma fikrine karşıyız. Cenker: Neye göre yarıştırıyorlar anlamıyorum, at değil ki bunlar. Hoş da değil ayrıca müziklerin kıyaslanması. Onur: Mesela Happy Mondays grubu İngiltere'de bir yarışmada sonuncu oluyor ama televizyondaki bir editör onları çok beğendiği için albümü onlara yapıyor. Cidden, müzik yarıştırılamaz bir şey. İçtenlikle yapıldığı sürece hiçbir müziğe sen sonuncusun, sen birincisin diyemezsin.

17 Mart'ta Manhattan'da 'Brit Pop' partimiz var. Oraya gelen insanlara ne vaat ediyorsunuz?
Cenker: Dans ederler herhalde. (Gülüşmeler) Onur: Biz Brit-Pop dinliyoruz, ama bizim yapacağımız playlist insanların albümlerde dinleyip sevdikleri ama pek de canlı performans olarak dinleyemedikleri şarkılardan oluşacak.

Son zamanlarda en çok neler dinliyorsunuz?
Cenker: Çok farklı şeyler dinliyoruz ama ben en çok Rapture dinliyorum. Onur: Ben Sigur Rós ve Bella and Sebastian dinliyorum.

Ben sizi aslında biraz Sigur Rós'a benzetiyorum. Vokal tarzın ve müziğinizin 'sakinliği' mesela.
Onur: Ben çok dinliyorum Sigur Rós'u. Onun dışında Mogwie çok dinliyoruz. Zaten biz Mogwie, Sigur Rós ve Karate'ye az çok benzediğimizi düşünüyoruz.

Üstünüze 'Bunlar Sigur Rós taklidi' yaftasının yapışmasından korkar mısınız?
Cenker: Ben şahsen üstüme alınmam. (Gülüşmeler) Özdemir: İnsan dinlediği şeylerden etkilenir ama taklit etmek ayrı bir şey. Taklit samimi olmaz ve sırıtır. Onur: Benziyoruzdur tabii ama ben yine de kendimize has bir şeyler olduğunu düşünüyorum. Büyük ihtimalle anlatmak istediğimiz şeyler birbirine benziyor.

 

(Zipİstanbul)

başa dön

.

> yazılar

> fotoğraflar

> çalışmalar

> özgeçmiş

> linkler

> iletişim

> ana sayfa

> spor  > deneme  > tarih  > kitap notları  > çeviriler  > sektörel  > gezi  > kültür&sanat  > söyleşi
© burçin tuncer