Onlar gelmezse biz gideriz

Geçtiğimiz ay başlayan II. Körfez Savaşı, ABD ve İngiltere’nin başını çektiği ‘Koalisyon Güçleri’nin Bağdat sokaklarında görünmesiyle fiilen bitmiş oldu. Yıkılan Saddam Hüseyin heykelleriyle birlikte Irak’ta ve bölgede yeni bir aşamaya gelindi. Evet, görünen o ki, savaş fiilen bitti. Ama resmen ne zaman biteceği bir soru işareti. Geçtiğimiz günlerde şiî lider El-Hoyi’nin Necef’te linç edilerek öldürülmesi de gösterdi ki, bölgede taşlar hâlâ yerine oturmadı. Dolayısıyla savaş fiilen bitse veya düşük yoğunluklu olarak seyretmeye devam etse de, belirsizlik sürecek gibi görünüyor. Savaşın insanî etkilerini bir yana bırakırsak, sıcak çatışma ve belirsizlik ekonomimizi olumsuz etkiledi. Bunun yanında, geçtiğimiz ay yayılan ‘siparişlerin iptal edildiği’ söylentisi de kısa süreli de olsa sektörde olumsuz bir hava estirmişti. Söylentinin gerçek olmadığı ortaya çıktı ama, birtakım önlemlerin alınması gerektiği de hatırlandı. TGSD’nin organize ettiği Ufuk 2010 toplantısı sırasında görüşme imkânı bulduğumuz sektörün önemli isimleri de bu gerçeğe işaret ediyor. Şavaş süresince sipariş iptali olmadığı, ama müşterilerin Türkiye’ye gelmeye çekindiği söyleniyor. Fakat sektör bu sorunun çaresini üretmiş; konuştuğumuz herkes, ağız birliği etmişçesine aynı şeyi söylüyor: Onlar gelmezse, biz gideriz! Hatta kimileri, daha ABD savaş hazırlıkları yaparken çantasını hazırlamış bile. Halil Sezer de bunlardan biri; “Birinci Körfez Savaşı bize çok şey öğretti”, diyor Sezer.
Evet, müşteriler Türkiye’ye gelmiyorsa, bizim onlara gitmemiz önemli bir adım, ama bunun yeterli olmaması da muhtemel. Zira sıcak çatışma bitse de, belirsizlik sürüyor. TRİSAD Başkanı Metin Alkoçlar’ın vurguladığı gibi, sektörün çoğu İstanbul’da ve İstanbul’la bölgenin arası da 1500 kilometre. Ama haritada Türkiye’nin yerini bulmakta güçlük çeken insanlara bunu çok iyi anlatabilmek gerek.
Bütün bunların arasında ekonomist Can Fuat Gürlesel bir başka gerçeğe işaret ediyor. Sektör şu anda siparişleri önceden alınmış malları satıyor; esas sorun 2003 Sonbahar koleksiyonları için sipariş alabilmek ve 2004 başında da bunu sürdürebilmek. Bunun için de sadece sektörün çabaları yeterli olmayabilir. Doç. Dr. Sadi Uzunoğlu devletin burada devreye girmesi ve Türkiye’nin istikrarlı bir ülke olduğunu anlatması gerektiğini belirtiyor. Sonuçta, ihracatçılarımızın bu belirsizliklerden etkilenmemesi için sektör kenetlenerek var gücüyle çalışmalı, siyasetçisiyle, ekonomistiyle herkesin de bu çabaya destek vermesi gerekiyor.

Umut Oran / TGSD Başkanı
Bizim savaşımız içeride

Savaşın sektöre etkisi oldu mu?

Savaş bizi etkilemedi. Biz çalışmalarımıza devam ediyoruz. Siparişlerde de iptal gibi bir şey yok. Savaş bizle yapılmıyor, dolayısıyla belki müşterilerimiz seyahat ederken tedirgin olacak ama genel olarak işler devam ediyor.

Savaşın yarattığı belirsizlik sürüyor. Bu durumda neler olabilir?
Valla bizim savaşımız içerde. Irak bizi çok etkilemiyor. Bizim esas kendi içimizde bir problem, bir savaş var. En büyük savaş ekonomik savaş; bir kere o savaşı halledebilmemiz lazım. Ondan sonra dışarıdaki savaş uzun mu kısa mı, bakarız. Önce içerideki yangını söndürmemiz lazım.

Özellikle Avrupa’dan iptaller olduğuna dair duyumlar aldık.
Hiçbir yerde problem yok. Hatta bu haberlerin çıktığı gün, haberlerde adı geçen firma olan Zara’dan yüklü miktarda bir sipariş aldı benim firmam. Yani böyle bir şey yok, biz kendi kendimizi vuruyoruz. 

Peki hükümet kriz yönetiminde etkili olabiliyor mu sizce?
Ben hükümetin kriz yönetimini, ekonomiyle, reel sektörle ilgili yönetimini şu aşamaya kadar yetersiz buluyorum. Çünkü onlar hükümeti devraldıklarından zaten kriz vardı, ama dört ay geçti, şu andaki icraata baktığınız zaman başarısız bir tablo var ortada.  

Sizce çözüm nerede?
Özel sektörün, bürokratın ve siyasetçinin beraber, ortak bir şekilde, belli bir diyalog içerisinde çalışması lazım. Şu anda böyle bir diyalog yok. Yani sıkıntımız hep siyasetle.

Haluk Kolunsağ / Şık Makas Giyim
Daha çok çalışacağız

Savaşın yarattığı etki şu anda ne boyutta?
Şu andaki boyutları tam hissedilmemekle beraber bazı endişelerimiz var. Bu endişelerimizi ortadan kaldırmak için bütün gücümüzle çalışacağız; çünkü başka alternatifimiz yok... Şimdilik siparişlerimizde iptal olmadı. Ama müşterilerimiz Türkiye’ye gelmiyor, seyahatlerini iptal ettiler. Biz onlara ulaşmaya çalışıyoruz. Onlar bize gelmezse biz onlara gideceğiz, başka da yapacak bir şey yok. İyimser düşünmek lazım.

Halil Sezer / Sezer Tekstil
Çantamız zaten hazırdı

Savaş ortamı sektörü ne kadar etkiliyor?

Bu işi abartmamak lazım. Savaş her sektörü, her ülkeyi etkileyen bir unsur. Maalesef engellememiz de mümkün değil. Oraya odaklanmamak lazım. Onu bir yer çekimi kanunu gibi kabul edip, bu yer çekimi kanunuyla ben nasıl ayakta kalırım, ona bakmak lazım. Bunun yolları da bilimsel teorilerden geçmiyor. Çözüm çok basit: Türkiye’ye gelmek istemeyen müşterimiz varsa biz gidiyoruz.  Ama bunlar daha çok bireysel. Yani müşterinin öyle bir kararı yok; sadece sizin işinize bakan hanımefendi biraz korktuğu için, çekindiği için Türkiye’ye gelmiyor olabilir. Mesela önümüzdeki günlerde Hollanda’ya gideceğiz. Müşterim gelemeyeceğini söyledi, ben de atlar giderim. Ne olacak yani? Yapmadığımız şey değil. Ayrıca 1991 krizinden tecrübeliyiz biz. Çanta hazır bekliyorduk zaten, birisi çağırsın da hemen gidelim diye.

Bu süreçte hükümetin politikalarını nasıl buluyorsunuz?

Ben hiç ilgilenmiyorum. Bizim bu hükümete de, sonra gelecek olanlara da iki ana mesajımız olmalı: Birincisi, Türkiye’ye dünyada hak ettiği doğru bir ‘Made in Turkey’ imajını sağlamak. İkincisi, mucizeler beklemiyoruz ama çalışma ortamını makul şartları sağlayan hale getirmek.

Yeni siparişler alabiliyor musunuz peki?
Evet, alıyoruz. Kimsenin  siparişinin iptal edildiğini duymadım ben. 11 Eylül’den sonra bırakın Amerikalıları, Türk vatandaşları bile uçağa binmeye korkmuştu. Bu belli bir süre için doğal bir reaksiyondur. Ama ben şu anda ciddi bir problem görmüyorum. İşimize odaklanmamız lazım. Artık devlet, hükümet üzerine konuşmak da yeter.

Doç. Dr. Sadi Uzunoğlu / Ekonomist
Sektör içi işbirlikleri şart

Savaşın tekstil konfeksiyon sektörü üzerindeki etkilerini nasıl gözlemliyorsunuz?
Savaş tabii ki tüm sektörlerde olduğu gibi, bu sektörde de ciddi anlamda sorun. Çünkü yavaş yavaş bölgenin güvenliği gerekçesiyle siparişlerde sorunlar yaşanıyor. Ama sektör bunu büyük ölçüde aşmış gibi görünüyor. Özellikle ben hazır giyimci, konfeksiyoncu arkadaşlarla birlikte olduğum için biliyorum. Savaş nedeniyle buraya gelmeyen müşterilerine onlar gitmeye başladı. Bu çok önemli bir girişim. En azından Türkiye’nin sağlıklı, istikrarlı bir ülke olduğunu, aslında savaşın burda hissedilmediğini anlatmaya çalışıyorlar. Ancak bunu tek başına sektörün başarması mümkün değil tabii ki. Türkiye’nin de bu konuda bir şeyler yapması lazım. Aksi takdirde bölgedeki istikrarsızlık sektöre de yansır. Gerçi mart ayı itibariyle rakamlarda bu etkileri göremeyeceğiz ama eğer önlem almazsak nisan ayıyla birlikte yavaş yavaş iptaller yaşanabilir.

Müşterinin ayağına gitmek yeterli midir sizce?
Aslında çok fazla yapılabilecek bir şey de yok. Kendimizi iyi anlatmamız lazım o insanlara. Zaten en büyük sorunumuz da o. İkinci önemli konu tüm sektörleri ilgilendiriyor: Türkiye’de savaş sürecinde, özellikle reel sektörde nakit akışlarının bozulacağı bir döneme girilir. Nakit akışlarının bozulmaması için, sektördeki her kesimin birbirine yardımcı olması gerekir. Yani tarımdan ipliğe, iplikten kumaşa, kumaştan hazır giyime ve satışa kadar bu zincirin bütün halkalarının çözüm ortaklığına gitmesi lazım. Çünkü dışarıdan gelecek krediler sadece devletin borcunu çevirmek için. Oysa bu kriz reel sektöre de ciddi biçimde yansıyacak. Dolayısıyla bu yansımayı en aza indirmek için her sektörün kendi içinde işbirlikleri yapması gerekli. Bunun için de bir kriz masasının oluşturulması şart. Devletin burada yapacağı çok önemli bir koordinasyon görevi var. Meslek grupları ve dernek gibi oluşumlarla çözüm ortaklığı konusunda adım atması lazım devletin.  

Tam da bu noktada, AKP hükümetinin kriz yönetimini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Var mı?.. Sadece var mı diyorum!  

ABD ile stratejik ortaklığımızın bittiğinden söz ediliyor. Bu stratejik ortaklık ekonomik temellere dayanıyor muydu? Bunun göstergeleri neydi?
Bu kavramdan kaynaklıyor aslında. Stratejik ortaklıktan ziyade stratejik çıkarlar için ortaklık demek lazım. Bu çok daha doğru bir tanımlama. Stratejik çıkarlarımız bu bölgede birlikteydi. Ama bugün geldiğimiz noktada bizim bir adım atmamız lazım. ABD’yle ilişkilerimiz ciddi anlamda soğuk. Avrupa Birliği’ne bakarsak, Kuzey Irak ve Kıbrıs’la ilgili sorunlarımız var. Türkiye, beş ay gibi kısa bir zamanda ABD ve AB ile ilişkilerini germe noktasına getirmeyi başardı. Bunlar dışında bir alternatif de görünmüyor ortalıkta. İran, Rusya ve Çin gibi gruplar var; o grupların içinde yer alıp almamak da tercih sorunu. Çünkü onlarla da çelişen birtakım sorunlarımız var. Türkiye yalnızlaştı. Bu aşamada, çok ince bir diplomasi atağıyla kendimizi dünyaya anlatmamız lazım. Maalesef kimliksiz politikalar sonucunda geldik buralara. Duruşumuz iyi değil, bunu düzeltmemiz lazım.

İsmet Özcan / Moditeks
Savaşın galibi olmaz

Savaşın sektöre etkisini değerlendirebilir misiniz?

Sektör büyümek, gelişmek ve daha iyi olmak için kendisiyle savaş veriyor. Onun için bizim savaşla filan alakamız yok, ülkenin de savaşla alakası yok. Biz sadece üretmenin ve daha fazla satmanın peşindeyiz. Savaşlarda hiç kimse galip gelmez, hep kaybedenler vardır. Biz harbe girmediğimiz için kaybeden taraf olmak istemiyoruz. Bizim sektörün ihracatı geçen dönemde 7.2 milyar dolardan 9’lara çıktıysa, bizim hedefimiz 2003 yılında da onu 10’lar, 11’ler gibi rakamlara ulaştırmaktır.

Bu kriz döneminde hükümeti nasıl buluyorsunuz?
Türkiye 50 yıldır hiç iyi yönetilmiyor. Çok zor bir dönem geçiriyoruz. Bir yanda Irak, bir yanda Kıbrıs, bir yanda ekonomik kriz. Her şey üst üste geldi. Ama bunlardan çıkabilirsek çok şey öğrenmiş olarak çıkacağız. Bir şeyler vereceğiz ama kazançlı çıkacağız.

Ahmet Kozan / Çağdaş Moda Giyim
Avrupa’da sorun olabilir
 
Savaş sektörü etkiledi mi?
Savaşın Amerika’ya pek etkisi olmadı. Amerika’ya iş yapan firmalarımız zaten güçlü firmalarla çalışıyorlar ve onlar da Türkiye’de alımlarını rahatlıkla yapıyorlar. Avrupa’nın yakın olması ve biraz daha ürkek olması nedeniyle bazı sorunlar olabilir. Son zamanlarda da çok kırılgan bir yapı var. Bu kırılgan yapı içerisinde gelgitler olsa da biz moralimizi bozmuyoruz. Kendimize güveniyoruz.  

Uzun vadede sorun yaşamamak için önlem alıyor musunuz?

En güzel önlem, onların gelemediği durumlarda bizim gitmemiz. Bunun en kestirme cevabı bu.

Savaş ve kriz yönetimi açısından hükümet başarılı mı?
Politikalarını çok yerinde bulmuyorum. Özgüvenleri noksan ve bir de koordinasyon eksikliği yaşıyorlar. Her kafadan bir ses çıkıyor.


Dr. Can Fuat Gürlesel / Ekonomist
Gezici fuarlar yapılmalı

Irak’ta belirsizlik, sektörü nasıl etkiliyor?
Bu etkileri üç noktada vurgulamak mümkün: Birincisi, Türkiye’nin savaş bölgesine yakınlığı nedeniyle sevkıyatların olup olmayacağı konusunda alıcılar endişeli. Bu, siparişlerin iptaline neden olabilir. Şu anda 2003 Sonbahar Sezonu hazırlıkları tamamlanıyor ve siparişlerin alınması gerekiyor. Koleksiyonlar tamamlandı; artık sektör bunların bağlantısını yapmak zorunda. Koleksiyonlarımızı tanıtmamız için insanların buraya gelmesi gerek, ama alıcılar buraya gelmekte tereddütlü. Bu nedenle şu anda satışlarımızda sıkıntı olmaz. Çünkü daha önce bağlantısı yapılan malları gönderiyoruz halen. Düşüşü asıl 2003 Sonbahar ürünlerinde görmeye başlayacağız. Bir başka önemli nokta ise, bunu fırsat bilen yabancılar, fiyatı pazarlık konusu etmeye başlıyor. ‘Bu riskimi karşılayabilecek bir fiyat indirimine gitmezseniz, işimi temini garanti yerlerden yapabilirim’ demeye başlıyorlar. Bu da Türkiye’nin rekabet gücünü olumsuz etkiliyor. Üçüncüsü, üreticimiz önünü göremediği için geleceğe dönük planlarında muhafazakar davranıyor.  

Bu psikolojik bir etki yani.

Evet, psikolojik. Hazır giyim üreticisinin, alacağı siparişlerle iplik, kumaş gibi bağlantılarını yapması lazım. Ancak bunların fiyatı, kur ve siparişlerin ne olacağındaki endişeler onları muhafazakar davranmaya itiyor.  

Peki ne gibi önlemler alınabilir?

Başta TGSD olmak üzere bütün hazır giyim üst kurumları, yurtdışındaki benzer sektör örgütleriyle sürekli bağlantıda olmalı ve Türkiye’nin güvenilirliğini açıklamalı. Türkiye’nin şartları çok iyi anlatılmalı. Bir de, eğer onlar buraya gelmiyorsa bizim yeni fuarlarla onların ayağına gitmemiz gerekiyor. Yani gezici pazarlar, gezici fuarlar, hiç takvimde olmayan, ara, spot, pazarlamaya dönük fuarlar yapmamız lazım. Devletin bu ve benzeri konularda teşvik vermesi lazım. Devlet hemen devreye girmeli. Belirsizlikleri aşmanın en önemli yolu üreticimizi pazarın içine sokmak ve orada teşvik etmek.  

AKP bu güveni veriyor mu?

Hükümet, reel sektörle ilgili atacağı adımlar için TOBB’un sektörel temsilcileriyle hükümetin sekiz bakanını buluşturuyor. Ama bu, ayda bir yapılıyor. Yani aldığınız kararı uygulayana kadar her şey değişiyor. Bu komite sürekli çalışır hale getirilerek bir sektörel kriz yönetimi masası oluşturulmalı.  

ABD ile ilişkilerimizi, stratejik ortaklığımızın ekonomik olarak devam edebilmesi açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Stratejik ortaklığımızın geleceğine ilişkin bugün yorum yapmak mümkün değil. Türkiye ile ABD ilişkilerini buzdolabına kaldırdı. Bugün, birbirlerine ihtiyaç duydukları noktalarda anlaşmaya çalışıyorlar. Ama o güven kaybı ve stratejik ortaklığın ne olacağını şu anda tartışmıyoruz. Bu, Irak savaşı bittikten sonra gündeme gelecek.  

Sular çekildikten sonra göreceğiz yani...
Aynen öyle. Olay bitecek, ABD savaşın sonucuna göre bölgede yeni stratejik ittifak arayışına mı girer, Türkiye’yle stratejik ortaklığını yeniden mi tarif etmek ister... Bunlar daha çok ABD’nin belirleyeceği şeyler olacaktır.

 

(Hedef Dergisi / Nisan 2003)

başa dön

.

> yazılar

> fotoğraflar

> çalışmalar

> özgeçmiş

> linkler

> iletişim

> ana sayfa

> spor  > deneme  > tarih  > kitap notları  > çeviriler  > sektörel  > gezi  > kültür&sanat  > söyleşi
© burçin tuncer