Türkî Filmler Haftası

II. Türk Dünyası Sinema Günleri’ne, dokuz ülke 30 yapımla katılacak.
Son yıllarda ülkemizde çekilen en başarılı film olan ‘Mayıs Sıkıntısı’yla açılacak olan etkinlikte, her gün, bir ülke sineması günü olarak kutlanacak.


İstanbul gibi büyük bir şehirde yaşamanın en güzel yanlarından biri, sinema dünyanızın gösterime giren filmlerle kısıtlı olmamasıdır. Çeşitli kültür sanat kurumlarının düzenlediği organizasyonlar, Avrupa, Asya, Japonya gibi ‘mainstream’in dışında kaldığı söylenebilecek sinemalarla tanışma imkânı verir İstanbullular’a. Bu sayede, Hollywood yapımı filmlerin dışında, ‘başka bir dünyanın’ ürünü olan, insanın önüne yeni ufuklar açan filmleri de görme şansına sahip oluruz. Şüphesiz bu organizasyonların en büyüğü İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın düzenlediği Türkiye’nin en büyük sinema festivalidir. Ancak 14 Nisan 2001’de başlayacak olan 20. Uluslararası İstanbul Film Festivali öncesinde düzenlenen irili ufaklı toplu gösterimler ve festivaller sayesinde, sinemaseverlerin gönül kapısı alternatif yapımlara daima açık tutulur. İşte bu türden bir organizasyon olan Türk Dünyası Sinema Günleri de, 26-31 Ocak tarihleri arasında ikincisiyle karşımıza çıkacak.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Daire Başkanlığı tarafından, Mimar Sinan Üniversitesi ve Kültür Bakanlığı’nın katkılarıyla düzenlenen Türk Dünyası Sinema Günleri’ne, dokuz ülke otuza yakın konulu ve belgesel yapımla katılacak. Ayrıca, etkinliğin sanat yönetmenliğini üstlenen Prof. Tevfik İsmailov’un arşivinden derlenen iki fotoğraf sergisinin yanı sıra, çeşitli söyleşi ve açık oturumlar da gerçekleştirilecek.
26 Ocak günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, son yıllarda ülkemizde çekilen en başarılı film olan ‘Mayıs Sıkıntısı’yla açılacak olan Sinema Günleri boyunca, her gün, bir ülke sineması günü olarak kutlanacak. Pek de aşina olmadığımız Türkî cumhuriyetlerin filmleriyle tanışma şansını yakalayacağımız II. Türk Dünyası Sinema Günleri kapsamında gösterilecek filmlere kısaca bir gözatalım isterseniz:

Azerbeycan sineması
Azerbeycan sinemasından gösterilecek üç örnek de 1999 yapımı. Eldar Guliyev’in ‘Ne Güzeldir Bu Dünya’ filmi, manevi değerleri darmadağan olmuş bir toplumun bireylerinden ruhen hangisinin sağlam hangisinin hasta olduğunu saptamaya çalışıyor. Rüstem İbrahimbeyov ve Ramiz Hesenoğlu’nun ‘Aile’si, 90’ların başında Bakü’deki büyük ve prestijli bir ailenin dağılmasıyla paralel olarak Sovyetler Birliği’nin çöküş sürecini konu ediyor. Bu başlık altındaki son film olan Rasim Ocakov’un ‘Sıraselviler’de Bir Otel Odası’ ise, adından da anlaşılacağı üzre, İstanbul’da geçiyor. Film, Şuşa’dan çocukluğunun hayal şehri İstanbul’a gelen bir akademisyenin, Beyoğlu’nun gizemli arka sokaklarında çıktığı yolculuğu anlatıyor.

Başkurdistan sineması
Bu başlık altında, bir konulu, bir belgesel ve bir animasyon yapım gösterilecek. Bulat Yusupov’un 2000 yapımı ‘Ağul Üzerinde Gökkuşağı’ filmi, sevdiği kızla, kızın babasının karşı çıkması yüzünden evlenemeyen Kutlubay’ın, 30 sene sonra köyüne geri dönerek aşkını aramasını konu ediyor. Vil Karimov’un, ‘Kuray’ adlı belgesel çalışması ise, sadece Başkurdistan’da yetişen kamış türünden bir bitki olan kurayı tanıtıyor. Başkırlar, yüzyıllar boyu bu kamıştan yaptıkları kavala benzeyen milli çalgılarını üretmiş... Başkurdistan sineması kapsamındaki en ilgi çekici film ise V. Bayramgulov’un animasyon filmi ‘Nehrin Akışıyla İnişi’. 20. Yüzyıl Rus şiirinin iki büyük ismi, Boris Pasternak ve Arseniy Tarkovski’nin konu edinildiği yapım, kadın-erkek ilişkilerini işliyor. Bu, ünlü yönetmen Andrei Tarkovski’nin babası Arseniy Tarkovski’nin şiirlerinin bir filme ilk konu edilişi değil. Baba Tarkovski’nin şiirlerini oğul Tarkovski’nin filmlerinden, özellikle de ‘Ayna’sından tanıyoruz.

Kazakistan sineması
S. Hacıkov’un 1971 yapımı iki bölümlük ‘İpek Kız’ filmi, Kazak folklorunun incisi İpek Kız destanından uyarlanmış. Destan, iki düşman aile çocuğunun trajik aşk hikayesini anlatıyor. A. Amirkulov’un 1990 yapımı ‘Otrar’ın Düşüşü’ filmi ise, 13. Yüzyıl başlarında tüm dünyayı sarsan Cengiz Han’a karşı altı ay direnmeyi başaran Otrar şehrini konu ediniyor. Bu başlığın son filmi ise B. Mansurov’un ‘82 yapımı ‘Anma’sı. "Kazak adetlerine göre gerçekleştirilen bir anma gününde köy ahalisi kıyasıya bir at yarışına tanıklık eder." Film, yazar İlyas Cansuragov’un ‘Kulager’ romanından uyarlanmış.

Kırgızistan sineması
Türkî cumhuriyetler içinde sineması en gelişmiş ülke diyebileceğimiz Kırgızistan sineması, dört yapımla karşımızda. A. Kamçıbeyov’un ‘84 yapımı ‘Asansörlü Evin Merdivenleri’ filmi, usta ile çırak, baba ile oğul, yaşlı ile genç arasındaki çatışmayı resmediyor. M. Ubukeev’in ‘Manas’ın Dünyası’ filmi ise, adından da anlaşılacağı gibi, Kırgızlar’ın ünlü kahramanlık destanı Manas’ı beyaz perdeye taşıyor. Destanın geçtiği yıllara bugünün penceresinden bakan film 1996 yapımı. Karel Abdıkulov’un 1991 yılında çektiği ‘Ay Cadısı’ ise, babaları ve ağabeyleri savaşta olan küçük Kırgız çocuklarının dağ köylerindeki çileli hayatını anlatıyor. Kırgız sinemasının son örneği ise, belki de bu sinemanın en tanınmış filmi: Cengiz Aytmatov’un aynı adlı romanından Bolot Şemsiyev’in uyarladığı ‘Beyaz Gemi’. Bir orman çiftliğinde yaşayan altı yetişkin ve bir çocuğun hayatını anlatan film, çocuğun gözünden, büyüklerin dünyasındaki adaletsizliğe, kötülüklere ve iktidar mücadelelerine bakıyor. Zamanında TRT’de seyretme şansı bulduğumuz filmi bir kez de beyaz perdede seyretmek gerek kanaatindeyim.

Özbekistan sineması
Şöhret Abbasov’un 1975 yapımı tarihî-biyografik filmi ‘Ebu Reyhan Biruni’, 19. Yüzyıl dahilerinden Biruni’nin ilgi çekici hayatını canlandırıyor. Özbek sinemasının ikinci örneği ise 1998 yapımı ‘Geçen Günler’. Melis Abzalov ve Hotam Fayziyev’in filmi, ünlü Özbek yazar Abdullah Kadri’nin aynı adlı romanından uyarlanmış.
Tataristan Sineması
Haris Fahrettinov’un ‘Köklerimiz’ adlı 42 dakikalık dramatik belgeseli, kuyudan su çıkarmaya indikçe her katmanda ailesinin mazide kalmış büyükleriyle karşılaşıp tanışan genç bir adamın hikayesini anlatıyor. İldar Yagafarov’un 2000 yapımı 25 dakikalık ‘Bahtıkey’ filmi de, yine benzer bir konuyu anlatıyor: "Kaybolan ineğinin peşine düşen çocuk kendisini birden merhum annesinin hatıralarıyla dolu eski evinde bulur." Tataristan sinemasının diğer bir örneği, İldar Maturov’un 1997 yapımı ‘Vesvesesi’ ve Bolat Mansurov’un 1999 yapımı ‘Bulgarlar’ın Sıcak Rüzgârı’. Mansurov’un tarihî filmi, 5.-13. Yüzyıl arasında Romalılar, Hunlar, Bizanslar, Bulgarlar, Araplar ve Moğollar arasında geçen savaşları parlak görüntülerle perdeye aktarıyor.

Türkmenistan Sineması
Bu bölümde, Bayram Abdullayev ve Lora Stepanskaya’nın ‘96 yapımı ‘Yandım’ı, Altı Karliev’in ‘73 yapımı ‘Makamların Sırrı’ ve Antoliy Karpuhin’in ‘69 yapımı ‘Dovran’ın Maceraları’ filmleri gösterilecek. Ünlü Türkmen kadın şarkıcı Karkar’ın trajik hayatını işleyen film, 1974 yılında Sovyet Cumhuriyetleri Sinema Festivali’nde en iyi film ödülünü kazanmış.

 

(Zipİstanbul Dergisi / Ocak 2001)

başa dön

.

> yazılar

> fotoğraflar

> çalışmalar

> özgeçmiş

> linkler

> iletişim

> ana sayfa

> spor  > deneme  > tarih  > kitap notları  > çeviriler  > sektörel  > gezi  > kültür&sanat  > söyleşi
© burçin tuncer