Rüküşlüğün estetiği
Versace: Agresif, kendinden emin ve alımlı
Dünyanın en güzel ve en ünlü kadınlarını giydiren Gianni Versace, geçtiğimiz yüzyılın modasını belirleyen ve giyinme alışkanlıklarına yön veren en önemli modacılarından biriydi.
Güney İtalya’daki Reggio Calabria’da fakir bir ailenin çocuğu olarak 2 Aralık 1946’da dünyaya gelen Versace,moda dünyasına annesi tarafından takdim edildi. Aynı zamanda bir terzi olan annesinden elbise dikmenin inceliklerini öğrenen Versace, ilk elbisesini tasarladığında henüz 9 yaşındaydı. 25 yaşına geldiğinde küçük bir şehrin kendine yetmeyeceğine karar vererek Milano’ya taşındı. Hiçbir okulda eğitim almamasına rağmen Milano’da iş bulmakta pek de zorluk çekmeyen Versace, Genny, Complice ve Callaghan gibi zamanın en ünlü moda evleri için hazır giyim koleksiyonları tasarladı. Ama kendi adıyla ilk kadın giyim koleksiyonunu sergilemek için 28 Mart 1978’ye kadar beklemesi gerekiyordu.
Gianni Versace, kendine özgü kesimi, elbiselerinde kullandığı parlak kumaşlar ve modern sanatlarla yoğrulmuş sıradışı malzemeler sayesinde kısa sürede uluslararası şöhrete kavuştu. Versace Moda Evi de, ev eşyaları, spor giyim ve çocuk giyimi gibi sekiz alanda hizmet vererek büyük bir marka haline geldi. Zaten Gianni Versace’nin hayali de, müşterilerinin bütün ihtiyaçlarını Versace etiketiyle karşılayabilmekti. Versace, rengarenk, parıltılı ve gözalıcı bir yaşam sürme hayalini gerçeğe dönüştürdüğü Miami’deki okyanusa nazır Casa Casuarina malikanesinin önünde öldürüldüğünde, onun şaşaalı yaşamı da bu rüyayla birlikte trajik bir şekilde sonlanacaktı.
Moda defileden ibaret değil
Versace, uluslararası moda dünyasına hizmetleri dolayısıyla 1982 yılında L’occhio d’Oro (Altın Göz) ödülüyle onurlandırıldı.1982 yılında hazırladığı ve bugünlerde Versace tarzının en belirgin özelliği olarak ön plana çıkan metal elbiselerden oluşan sonbahar/kış kreasyonunun getirdiği bu ödülü, 1984, 1990 ve 1991 yıllarında da almaya değer görülecekti. 22 Ekim 1986’da, Paris’te düzenlediği ‘Gianni Versace: Obiettivo Moda’ (Gianni Versace: Objektif Moda) adlı sergi sırasında Jacques Chirac, kendisini ‘Paris Kenti Büyük Kırmızı Madalyası’yla onurlardırdı. 1989 senesinde, kariyerine geriye doğru bir bakış atan Versace, ‘Düşünce için Giysiler’ isimli sergisini açtı. Aynı yıl ilk haute couture koleksiyonunu da takdim eden Versace, 1991 yılının Mayıs ayına gelindiğinde mağazalarını ‘Versus’ adlı parfümle süsledi. Aynı yıl, Versace’nin klasik çizgilerini yansıtan ‘Signature’ piyasaya sürüldü.
Bu gelişmelerden bir yıl sonra ise, Milano’daki Versus Butiği’nde ‘Versus Donna’ isimli yeni parfümün tanıtımı gerçekleştiriliyordu. Kendini sanata adayan bir insan olan Versace, modanın sadece defilelerden ibaret olmadığına inanıyor ve çalışmalarını podyumlarla sınırlı bırakmıyordu. Yaratıcı hayatının başından sonuna kadar tiyatro oyunları, bale ve opera gösterileri için kostümler tasarladı, müziğe olan merakı dolayısıyla Sting, George Michael, Tina Turner, Elton John gibi birçok şöhretli isimle arkadaşlıklar geliştirdi. Versace, bu şahsî arkadaşlıklarını iş hayatına da aktararak çok yönlü kimliğini sergiliyordu. Bunun bir örneği de, Elton John’un 1992 dünya turnesinin sahne kıyafetlerinde ve albüm kapağının tasarımlarında Versace imzası olmasıydı. ‘Dört Nikah Bir Cenaze’ filminin İngiltere prömiyerinde giymek üzere Elizabeth Hurley’ye ödünç verdiği meşhur ‘çengelli iğne’ elbisesi, dolaylı yoldan da olsa Hurley’nin parlak kariyerini başlatmış oldu. Gianni Versace’nin halesindeki yıldızların birçoğu da Versace etiketinin kendi isimleriyle özdeşleşmesinden gurur duyuyordu. Sadece zamanın en ünlü mankenleri değil, Madonna, Elton John, Prince, Bon Jovi, Sting ve Courtney Love gibi büyük şöhretler de Versace’nin reklam kampanyalarında boy gösterdi. ‘Amerika Moda Tasarımcıları Meclisi’, 1 Şubat 1993’te moda dünyasının en çok göz koyulan ödülü Amerikan Moda Oscarı’nı Versace’ye verdi. Aynı yılın mayıs ayında Versace, ev ürünlerinden oluşan yeni markası ‘Home Signature’ı tanıttı. Halılar, yorganlar, yastıklar ve porselen eşyaları kapsayan ‘Home Signature’ı, 1994 yılında iki yeni parfüm takip etti: ‘Red’ ve ‘Jeans’.
Modanın kare ası
Versace’nin moda dünyasına getirdiği ilklerden biri de süper modellik olgusuydu. Süper model yaratma konusunda hayli yetenekli olan Gianni Versace, Cindy Crawford, Linda Evangelista, Naomi Campbell ve Christy Turlington gibi dünyanın en ünlü mankenlerinin defilelerinde boy göstermesi için her biriyle 30.000 doları aşan anlaşmalar yaparak büyük sansasyonlara imza atıyor ve modada yeni bir hiyerarşi de yaratıyordu. 1991 Sonbahar/Kış kreasyonunun Milano’daki tanıtımı sırasında bu dört süper modeli aynı anda podyuma sürmesi, sadece Versace’nin değil, moda tarihinin de ulaştığı zirveler arasına girerek hafızalara kazındı
Versace’nin bu başarısının altında, sokak kadınlarının giyinme anlayışlarından ilham alan ve kadın vücudunu saklamayan şehvetli tasarımlar yatmaktaydı. O, kendinden önceki modacıların yapamadığı şeyi yaparken, bu yaptıklarını da büyük bir alçakgönüllülükle sunuyordu. ‘Bayağı’ olarak görülen sokak kadını kıyafetlerine zarafet, şıklık ve saygıdeğer bir hava katmayı başaran Gianni Versace, adeta rüküşlüğü estetize etmişti. Tasarımlarında hikaye anlatmayı şevkle seven Versace, annesinin onu her gün elinden tutarak okula götürdüğünü ve okul yolu üstündeki genel evin önünden geçerlerken elleriyle gözlerini kapattığını anlatmaya bayılırdı. Bu geçişler esnasında annesinin parmakları arasından şahitlik ettiği o ‘canlı’ dünya belki de Gianni’nin belleklerine kazınmıştı. Sokak kadınlarının genel evlerin önünde boy gösterdiği kıyafetlerin onun tasarımlarında gözalıcı giysilere dönüşmesi ise tamamen onun sihirbazlığıydı. Zira Versace’nin meşhur sadomazoşist koleksiyonları bile asla onun amaçladıklarından fazlasını ifşa etmezdi. O, şehveti bile bir yerde sınırlandırır, en keskin ve rahatsız edici duyguları göze hoş görünen tasarımlara yansıtabilirdi. Tabii Gianni’nin bu küstahlığa varan cüretkarlığı ve yaratıcılıktaki sınır tanımaz dehası, onun moda dünyasının tabularıyla sürekli çarpışmasına da neden oluyordu.
Versace, yarattığı bu nevi şahsına münhasır vizyonu görsel dünyaya aktarabilmeleri için Helmut Newton, Herb Ritts, Bruce Weber ve Steven Meisel gibi dünyanın en yetenekli fotoğrafçılarıyla çalışmayı seçmişti. Ama imajına büyük önem veren Versace’nin Moda Evi’yle özdeşleşen fotoğraf sanatçısı Richard Avedon oldu. Ölümünden hemen önce daha fazla satış yapmayı hedeflediğini açıklamasına rağmen, Versace, ardında dev bir aile şirketi bıraktı. Gianni’nin kardeşi Donatella, kendi moda kariyerine aksesuar tasarımları yaparak başlamıştı. 1993 yılında Versace Moda Evi’nin çocuk bölümünün yaratıcı yönetmenliği görevini üstlenen Donatella, aynı zamanda Gianni’ye reklam kampanyaları için ilham veriyordu. Kardeşinin ölümünden sonra moda evinin başına geçen Donatella, Versace’yi 21. yüzyıla taşıyan isim oldu. 1977 yılından beri Versace’nin mali işlerden sorumlu yöneticiliğini yapan Donatella ve Gianni’nin büyük kardeşi Santo ise, bugün hâlâ moda evinin başkanlığını yapmakta.
Versace, 15 Temmuz 1997 yılında Miami’deki konağının önünde vurularak öldürüldüğünde moda dünyası büyük bir sarsıntı geçirdi. Dünyanın bütün süperstarları, moda dünyasında sözü geçen bütün tasarımcılar, jet sosyetenin mensupları ve kraliyet ailelerinin fertleri Versace’nin dünyanın birçok ülkesinde canlı yayımlanan cenaze törenine katıldı. Versace’nin ölümünden bir hafta sonra cinayetin en önemli zanlısının Miami plajında ölü bulunması ise, Versace’nin tıpkı yaşamı gibi ölümünün de esrarengiz ve gizemli bir sır perdesine bürünmesine yol açtı. Gianni Versace, şimdilerde, seksi ve pırıltılı giyinmenin gurusu olarak anılıyor ve kadınlar için yarattığı mükemmel kıyafetlerle hatırlanıyor. Versace Moda Evi ise, bugün Gianni Versace’nin kız kardeşi Donatella Versace tarafından idare ediliyor. Fakat, bazen agresif ama her daim kendinden emin ve alımlı giyinmeyi seven kadınların tercihi Gianni Versace’den sonra boş kalan koltuk, hiçbir tasarımcı tarafından kapatılamayacak gibi görünüyor.
(Hedef Dergisi)
.
